Bir varmış bir yokmuş , başta bir tane seksüellik kavramı varmış homoseksüeller. Daha sonra seksüellik metroyla tanışmış, metroseksüellik terimi doğmuş.
Ve “voila!” en sonda aseksüellik doğmuş.
Aseksüelliğin önce bir tanımını yapalım, herhangi bir cinse karşı cinsel ilgi duymama durumudur. Cinsel bir yönelmeyelim. :) Fakat ben aseksüeli daha çok duygusal açıdan yönelmeyelim olarak ele alacağım.
37 ile 47 yaşları arasında  meydana geliyor en çok, fakat son yıllarda gençlerde de çokça rastlanmaktaymış.

Düşünmeden edemiyorum, bu bir arayış mıydı? İnsanların adını koyamadığı bir his mi yoksa?
Kim, neyi bekledi bu kavramın oluşması için?
20. yüzyılda oluşan komplike ilişkilerin bir sonucu olarak mı ortaya çıktı ?
Aseksüellik bir hastalık mı yoksa seçim mi? Ya da bekar kızların ütopyası mı?
Bence son yıllarda bu kadar artış olmasının nedeni kızların tek taşlarını bile kendileri almaları ve romantik erkek neslinin tükenmesi ve iki cinsin birbirine uzaklaşıp en sonunda aseksüelliğe kadar gitmesi.
Bir kaçış insanlar için, başta bekarlık sultanlıktır geleneği olarak başlayan daha sonra oluşan dünya sap gününün ilan edilişi ve en sonunda meydana gelen bir “Sevgilim yok, mutluyum ve aseksüelim” tamlaması.
Bu kadar korkuyor muyuz gerçekten aşktan da kapatıyoruz kapılarımızı?

Çünkü aseksüelliğin, oluşum süreci de aslında bir hayli acılı olarak anlatılıyor. Önce her ilişki yeni bir hayal kırıklığı haline geliyor, her yeni ruha sarılış ayrı bir hüzün veriyor ve en sonunda umutları ceplerinde yaşayacaklarına , kendi elleriyle hayallerine son veriyor bu insanlar.

Her insan psikolojik gel gitler yaşıyor ama olay buraya kadar ne zaman geldi. Eminim, hepimizi reddedildik, hepimiz hayatımızın bir noktasında terk edildik veya yalnız kaldık. Çünkü bu inişler çıkışlar kaçınılmaz.
Tamam duygusallıktan ve aşktan aseksüellikle kaçtık.  Sadece aşk yok ki diğer etkenlerden, sıkıntılarımızdan nasıl kaçınacağız?
Hoş yinede aseksüellere katılmak isterseniz www.aseksuel.com da toplanmışlar. Site 1 yaşındaymış…