Yine mevsimlerden bahar’a girerken malum erkeklerin sıkıntılı günlerinden, en karın ağrısı zamanlarından birisi olan sevgililer gününe yaklaşmış bulunuyoruz.
Hemen hemen tüm erkeklere sorulacak sorular arasında cevabı “en nefret ettiğim gün…” şeklinde olacak gün eminimki “sevgililer günü” dür.
Hangi enlem, hangi boylam üzerinde yaşadığımız kadar “nasıl yaşadığımız”a da önem veren bir cins olarak ilişkilerimizdeki tekdüzelikten zevk alan, değişikliklere pek fazla sıcak bakmayan bir yapımızın olduğu gerçektir.
Kimilerine göre “garantici” kimilerine göre “tekdüze” kimilerine göre “muhafazakar” kimilerine göre “tutucu” olarak değerlendirilebilecek olan bu “sabit fikir” hastalığımızın cinsimizin bir özelliği olduğunu kabullenmek istemeyen kadınlar için bizi anlamak bir hayli zordur.
Durup dururken kavga etmek ne kadar saçma ise durup dururken bir anda aşk kelebeği kesilmeninde saçma olduğunu düşünürüz. Sabah uyandığımızda karşımızda asık suratlı bir kadın görmek bizi ne kadar sinirlendirir, “ne oldu yahu? daha akşam mutluyduk ne gördün rüyandada sabah sabah gerginsin” dedirtirken, sabah uyandığımızda aşırı bir iyimserlik ile gülücükler dağıtarak,”aşkımmm günaydınnnn seni seviyorummm” lafları ilede şüpheleniriz ve “hayırdır bayram değil seyran değil eniştem neden beni öptü” tepkisi veririz.
işte bu yüzdendir ki “canım benim için hergün senin doğumgünündür” lafını sık duyarsınız bizim ağzımızdan,
Gerçektende bizler kadınlardan farklı olarak her güne hemen hemen aynı değeri verir, bir gün öncesine göre ne çok keyifli olmayı, ne de çok keyifsiz olmayı bir başarı yada başarısızlık sayarız. Bizler sizlerden farklı olarak “DÜZ” çizgide yürüyen, fazla virajlardan hoşlanmayan bir yapıya sahibizdir.
Pek yakın bir zaman sonra sevgililer gününü yaşayacak olmanızın kalbinizi güm güm attırdığını adım kadar iyi biliyorum ama size derin bir tavsiyede bulunmak isterim 200km ile giden bir treni keskin viraja sokmaya çalışmak demek intihar etmek demektir düz yolda gitmekten hoşlanan bizler için yüksek sevinçler ile yüksek üzüntüler dayanılmaz bir çiledir.
Lütfen kimse sevgililer gününde farklı bir tavır ve davranış beklemesin bizden.
Dün nasıl iyi davranıyorsak sevgililer günü sabahı da size ” o kadar” iyi davranacağımıza söz veriyoruz, o sabah sizi daha az sevmeyeceğimizin garantisini veriyoruz ! lütfen bizden o sabah sizi daha çok sevmemizi beklemeyin !
Her gün kadar mutlu bir sevgililer günü dilerim.
The Man


siz erkekler hep böylesiniz. ne olur bir gün dahi olsa bize daha sevecen davransanız, bir günlüğüne de olsa aşk kelebeği olsanız. biliyoruz bizi seviyorsunuz, sevgi sözcükleri her zaman söylenince anlamını yitiriyor, bizim zaten anlamamız gerekiyor vs vs.. çok mu zor seni seviyorum demesi.. bizi bi gün daha çok sevin yani.. bu erkeklerin bu özel günler fobilerinden o günlerde triplere girmelerinden hiçbişi anlamıyorum yani..
Cok güzel bir yazı..Ama tek bir kısımda ki hemcinslerimi konu almış.. ” odak nokta olma kompleksindeki “..
Tabi bu açıdan bakılırsa bu yazıyı okuyupta onaylamamak mümkün değil..
Kendi açımdanda belirmem gerekirse..
İlişki bir bütündür….İçten gelen duyguların karşındakine ve mantık gibi etkenlerle birleşimdir…Kısacası..Eger bir duygu içten gelmiyorsa sırf dunyadaki diğer insanlar yapıyor diye yapılan birşey aklı başınsa olan kimseyi mutlu etmemeli….
İlla dakika başı sevgi sözcükleri , hediyeler ve jestler olmaksızın içten gelen bir gülüş bile yetebilmeli seven insana….
Zorunluluktan yada başka birşeyden bu saydıklarımı size x yada z kişiside verebilir ama sizi gercekten seven insanın 1 bakışının yerini alamıycaktır…