<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınella &#187; BEBEK &amp; AİLE</title>
	<atom:link href="http://www.kadinella.com/konular/bebek_aile/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinella.com</link>
	<description>Kadın ve Genç Kızların Portalı.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Jan 2012 19:09:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
		<item>
		<title>Deniz Akkaya Bebek Mağazası Açıyor</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2010/08/deniz-akkaya-bebek-magazasi-aciyor/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2010/08/deniz-akkaya-bebek-magazasi-aciyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 13:29:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[BEBEK & AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek mağazası]]></category>
		<category><![CDATA[deniz akkaya]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü anneler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=12189</guid>
		<description><![CDATA[Mankenliği bırakan Deniz Akkaya 9 aylık kızı Ayşe&#8217;yle beraber hayatına yeni bir iş sayfası açıyor. Bağdat Caddesinde mağaza açmaya hazırlanan Akkaya bebek tekstili ve bebekler için özel mobilyalar satacak. Deniz Akkaya&#8217;nın mağazası 1 Eylül&#8217;de Bağdat Caddesi&#8217;nde açılıyor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/deniz_akkaya_ayse_onbilgin.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-12190" title="deniz_akkaya_ayse_onbilgin" src="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/deniz_akkaya_ayse_onbilgin.jpg" alt="" width="250" height="200" /></a>Mankenliği bırakan Deniz Akkaya 9 aylık kızı Ayşe&#8217;yle beraber hayatına yeni bir iş sayfası açıyor. Bağdat Caddesinde mağaza açmaya hazırlanan Akkaya bebek tekstili ve bebekler için özel mobilyalar satacak.</p>
<p>Deniz Akkaya&#8217;nın mağazası 1 Eylül&#8217;de Bağdat Caddesi&#8217;nde açılıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2010/08/deniz-akkaya-bebek-magazasi-aciyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ariel ile &#8220;Bayramda Tertemiz Giysiler&#8221; Kampanyası</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2010/08/ariel-ile-bayramda-tertemiz-giysiler-kampanyasi/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2010/08/ariel-ile-bayramda-tertemiz-giysiler-kampanyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Aug 2010 10:17:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[BEBEK & AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[ariel]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kıyafetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[temiz kıyafetler kampanyası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=12162</guid>
		<description><![CDATA[Ariel 10 ildeki belirlediği alışveriş merkezlerinde çocuklar için kıyafet topluyor. Toplanan kıyafetler Ariel Complete 7 ile yıkanıp temizlenip ütüleniyor ve Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı aracılığyla bayramda kıyafet gereksinimi olan çocuklara bağışlanıyor. Siz de bu anlamlı kampanyaya katılmak ve evinizdeki giyilmeyen 0-13 yaş arasındaki çocuk kıyafetlerini değerlendirmek istiyorsanız bağış yapabileceğiniz adresler şöyle: 07-08 Ağustos İstanbul &#8211; ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/ariel.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-12163" title="ariel" src="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/ariel.jpg" alt="" width="269" height="232" /></a></p>
<p>Ariel 10 ildeki belirlediği alışveriş merkezlerinde çocuklar için kıyafet topluyor. Toplanan kıyafetler Ariel Complete 7 ile yıkanıp temizlenip ütüleniyor ve <a href="http://wwww.kadinella.com" target="_blank"><strong>Kadın</strong></a> Emeğini Değerlendirme Vakfı aracılığyla bayramda kıyafet gereksinimi olan çocuklara bağışlanıyor.</p>
<p>Siz de bu anlamlı kampanyaya katılmak ve evinizdeki giyilmeyen 0-13 yaş arasındaki çocuk kıyafetlerini değerlendirmek istiyorsanız bağış yapabileceğiniz adresler şöyle:</p>
<p><strong>07-08 Ağustos</strong></p>
<p>İstanbul &#8211; Cevahir AVM &amp; Palladium AVM</p>
<p>İzmit &#8211; Dolphin AVM</p>
<p><strong>14-15 Ağustos</strong></p>
<p>İzmit &#8211; Dolphin AVM</p>
<p>Ankara &#8211; Ankamall AVM</p>
<p>Bursa &#8211; Kent Meydanı AVM</p>
<p>İzmir &#8211; Forum Bornova AVM</p>
<p>İstanbul &#8211; Cevahir AVM &amp; Palladium AVM</p>
<p><strong>21-22 Ağustos</strong></p>
<p>Mersin &#8211; Forum Mersin AVM</p>
<p>Gaziantep &#8211; M1 Tepe AVM</p>
<p>Adana &#8211; Galeria AVM</p>
<p>Antalya &#8211; Laura AVM</p>
<p>Samsun &#8211; Yeşilyurt AVM</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2010/08/ariel-ile-bayramda-tertemiz-giysiler-kampanyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prima Bebek Oyunları Şehrinize Geliyor</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2010/08/prima-bebek-oyunlari-sehrinize-geliyor/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2010/08/prima-bebek-oyunlari-sehrinize-geliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2010 10:11:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[BEBEK & AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[bebek oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[prima]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=12130</guid>
		<description><![CDATA[Prima&#8217;nın yeni ürünü Aktif Bebek&#8217;i deneyebileceğiniz, bebeğinizle keyifli vakitler geçirebileceğiniz bir gün Prima Bebek Oyunlarıyla sizi bekliyor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Prima&#8217;nın yeni ürünü Aktif Bebek&#8217;i deneyebileceğiniz, bebeğinizle keyifli vakitler geçirebileceğiniz bir gün Prima Bebek Oyunlarıyla sizi bekliyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/prima.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-12131" title="prima" src="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/prima.jpg" alt="" width="432" height="168" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2010/08/prima-bebek-oyunlari-sehrinize-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun küçük adımlarını geleceğe taşımak için &#8220;Monti Hatıraları&#8221;&#8230;</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2010/06/cocugunuzun-kucuk-adimlarini-gelecege-tasimak-icin-monti-hatiralari/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2010/06/cocugunuzun-kucuk-adimlarini-gelecege-tasimak-icin-monti-hatiralari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 13:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lerzannas</dc:creator>
				<category><![CDATA[BEBEK & AİLE]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=12014</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğu olan herkes, onlar büyürken o özel anlarını yakalamanın ne kadar zor olduğunu bilir.Bu hatıraların bir parça kağıt veya cd den ibater olmasını istemeyiz elbet.Bu düşünceden yola çıkarak çocuklarımızın el ve ayak kalıplarını alma fikri doğdu. Sanat ve el sanatları konusunda ki tecrübemiz ve bu konuda ki geniş bilgimizle bu küçük adımları geleceğe taşımaya karar ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğu olan herkes, onlar büyürken o özel anlarını yakalamanın ne kadar zor olduğunu bilir.Bu hatıraların bir parça kağıt veya cd den ibater olmasını istemeyiz elbet.Bu düşünceden yola çıkarak çocuklarımızın el ve ayak kalıplarını alma fikri doğdu. Sanat ve el sanatları konusunda ki tecrübemiz ve bu konuda ki geniş bilgimizle bu küçük adımları geleceğe taşımaya karar verdik.Bundan 20 sene sonra çocuğunuza gösterip &#8220;Bak bunlar senin ayakların, o zamanlar yürüyemiyordun bile&#8221; diyebileceğiniz şeyler yaratabilmek üzere büyük bir hevesle hiç vakit kaybetmeden çalışmaya başladık. Onun gözünde nasıl da paha biçilemez bir hatıra olacağını farkettik ve bunu bir aile işi yapmaya karar verdik. Bir senedir Monti Hatıraları sadece kendi ailesi için değil, diğer ailelerin de o değerli anlarını yakalayıp ölümsüzleştiriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2010/06/cocugunuzun-kucuk-adimlarini-gelecege-tasimak-icin-monti-hatiralari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANNELER GÜNÜ KADIN KANSERLERİ KORUNMA YOLLARI</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2010/04/anneler-gunu-kadin-kanserleri-korunma-yollari/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2010/04/anneler-gunu-kadin-kanserleri-korunma-yollari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 08:14:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tdomf_25b32</dc:creator>
				<category><![CDATA[AŞK & CİNSELLİK]]></category>
		<category><![CDATA[BEBEK & AİLE]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=12002</guid>
		<description><![CDATA[DÜNYA EBELER GÜNÜNÜ, ANNELER GÜNÜNDE KADINLARIMIZI EĞİTEREK KUTLUYORUZ Tüm dünyada ebeler, kadın sağlığının koruyucusu olarak hizmetlerini sürdürmektedir. Ülkemizde ebelik deyince akla gelen normal doğumu yaptıran kişi düşüncesi, ebelik eğitiminin yükselmesi ile birlikte boyut değiştirmeye başlamış ve artık üniversite mezunu ebeler gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemde anneye bakım, eğitim ve danışmanlık hizmetlerini sunar hale gelmiştir. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>                             DÜNYA EBELER GÜNÜNÜ, ANNELER GÜNÜNDE<br />
                         KADINLARIMIZI EĞİTEREK KUTLUYORUZ</p>
<p>Tüm dünyada ebeler, kadın sağlığının koruyucusu olarak hizmetlerini sürdürmektedir. Ülkemizde ebelik deyince akla gelen normal doğumu yaptıran kişi düşüncesi, ebelik eğitiminin yükselmesi ile birlikte boyut değiştirmeye başlamış ve artık üniversite mezunu ebeler gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemde anneye bakım, eğitim ve danışmanlık hizmetlerini sunar hale gelmiştir.  Kendi ve ailesinin sağlığından sorumlu olan kadını güçlendirmek, aileyi ve dolayısıyla toplumu güçlendirmek anlamına gelmektedir.  Ancak sağlıklı bir kadın, ailesinin sağlığından  sorumlu olabilir. Bu noktadan bakıldığında, her geçen gün artan kadın kanserlerinden korunmak, yaşamsal önem taşıyan bir konu haline gelmiştir.  Kadın sağlığını korumak ve geliştirmeyi misyon edinen ebelerin, bu konuyla ilgilenmesi kaçınılmaz olmuştur. </p>
<p>Tüm dünyada her yıl Uluslararası Ebelik Konfederasyonu’nun kuruluş yıldönümü olan             5 Mayıs, Dünya Ebeler Günü olarak kutlanmakta ve ebeler meslektaşları ve kadınlar için çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. </p>
<p>Ebeler Derneği olarak, bu güne kadar pek çok bilimsel aktivite ile kutladığımız ebeler gününde, bu yıl farklı bir etkinlik yapmak istedik. Bu yıl “Ebeler Günü”nü bizlere her alanda gereksinimi olan kadınlarımıza (anne ve anne adaylarına), özel bir gün olan Anneler Günü’nde bir eğitim toplantısı yaparak  kutlamaya karar verdik.  Konu olarak ise, taşıdığımız misyon gereği, kadınlardan gelen istek üzerine  yaygınlığı giderek artan kadın üreme sistemi kanserleri ve korunma yollarını seçtik.    Bu toplantının yalnızca bir eğitim toplantısı olmaması, bizi hizmet ettiğimiz kadınlarla kaynaştıran bir buluşma olması için de, çeşitli sürpriz sanatçılarla birlikte Nida Şan konseri düzenledik. Ekte programını sunduğumuz etkinliğimizin tamamı ücretsiz olup, 2.000 anne ve anne adayının katılımı ile gerçekleşecektir. </p>
<p>Sivil toplum örgütlerinin kadın kolları ve bazı belediyeler  tarafından  desteklenen etkinliğimiz, ulusal  basılı ve görsel medyada geniş yer bulacaktır. </p>
<p>Sınırlı sayıda, kaliteli hizmet anlayışına sahip ve misyonumuzu paylaşan firmalarla çalışmayı hedeflediğimiz etkinliğimize destek vereceğinizi umar, sizleri aramızda görmekten mutluluk duyarız.  </p>
<p>Zamanı etkin kullanmak adına kısa sürede iletişime geçmenizi dileriz. </p>
<p>Dr. Nazan KARAHAN<br />
                   Türk Ebeler Derneği Başkanı<br />
 Marmara Üniv. Sağlık Bilimleri Fak. Ebelik Bölümü<br />
                            0536 820 76 75</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2010/04/anneler-gunu-kadin-kanserleri-korunma-yollari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamile Kalmak İçin En Uygun Zaman</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2010/01/hamile-kalmak-icin-en-uygun-zaman/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2010/01/hamile-kalmak-icin-en-uygun-zaman/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 21:31:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[BEBEK & AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamile kalma şansı]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[kürtajın gebeliğe etkisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=10131</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Aydın Arıcı Mother&#38;Baby&#8217;nin sorularını cevapladı Kadınların bir yılda hamilelik şansı en fazla ne zamandır? Özel gün hesaplanabilir mi? Bir yılda hamilelik şansı, 35 yaşından genç kadınlarda kabaca % 80&#8242;dir. O nedenle 35 yaşından genç çiftlerde bir yıldan önce hamilelik oluşmamışsa paniğe kapılmamalarını tavsiye ediyoruz çünkü % 80&#8242;i hamile kalır. Ancak hamile kalamayan % ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Aydın Arıcı Mother&amp;Baby&#8217;nin sorularını cevapladı<strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Kadınların bir yılda hamilelik şansı en fazla ne zamandır? Özel gün hesaplanabilir mi?</strong><br />
Bir yılda hamilelik şansı, 35 yaşından genç kadınlarda kabaca % 80&#8242;dir. O nedenle 35 yaşından genç çiftlerde bir yıldan önce hamilelik oluşmamışsa paniğe kapılmamalarını tavsiye ediyoruz çünkü % 80&#8242;i hamile kalır. Ancak hamile kalamayan % 20&#8242;sinde testler yapılarak bir sorun var mı yok mu tespit edilir ve tedaviye geçilir.</p>
<p>Birinci yılda alınabilecek bazı tedbirler vardır. Bunlar hamilelik şansının yüksek olduğu günlerde özellikle cinsel ilişki gerçekleştirilmesi. Eğer 28 günde bir adet gören bir kadınsa normal olarak 14. günde yumurtlama olmasını bekleriz. Yumurta maalesef sadece 24 saat yaşayabilir. Bu süre içerisinde spermle buluşursa embriyo haline geçer ve bebek gelişir. Spermle buluşamamışsa kendiliğinden yok olur. Sperm ise kadın vücudunda, iyi sperm parametreleri varsa ilişkiden sonra 48 saat kadar yaşar. Hatta çok iyi sperm parametreleri varsa ve ortam da uygunsa bu süre 72 saate kadar çıkabilir. Yani 14. gün gibi bir yumurtlama bekleniyorsa, bunu biz adetin başladığı günü birinci gün kabul ederek sayıyoruz. Bu da demek oluyor ki, adetin ilk gününden sonra 14. gün en çok beklenen yumurtlama günüdür. Sperm de 48 saat yaşadığına göre. Biz kabaca 10. günden itibaren gün aşırı ilişkiyle hamilelik şansının en yüksek seviyeye ulaşacağını tahmin ediyoruz.</p>
<p><strong>Erkekler için böyle bir zaman var mı?</strong><br />
Erkeklerde pek fazla kısıtlama yok çünkü sperm üretimi sürekli devam ediyor. Spermin içinde sıvı kısmının da oluşması gerekiyor. Bu yüzden, tahminen, gün aşırı yapılacak ilişkilerde erkek en uygun kombinasyonu üretebiliyor. Bir erkek laboratuvarda sperm tahlili yaptıracaksa 2-3 günlük bir cinsel perhizden sonra sperm örneği vermesini tavsiye ediyoruz. Çünkü bu iki günlük perhizden sonra en uygun sperm profilini ölçebiliyoruz. Daha sık yapılacak ilişkide sperm hacmi ve sayısı azalır. Çok ara verilirse de spermin hareketliliği azalır. Dolayısıyla gün aşırı yapılacak ilişki hamilelik açısından en uygunudur. Sperm sayısı zaten çok iyi olan bir erkekte bu sürenin bir önem yok. Bu sıklıkla ilişki gerçekleştirilmesi, sperm sayısı sınırda olan erkekler için geçerli.</p>
<p><strong>Önceden yapılan kürtajın doğurganlığa etkisi var mı?</strong><br />
Kürtaj her ameliyat gibi belirli oranda risk taşır. Kürtajın yol açtığı riskler; rahim içinde yapışıklıklara sebep olması, enfeksiyon, kanama ve rahmin delinmesi olarak sıralanabilir. Bunlar tabii ki nadir gerçekleşen riskler. Örneğin rahim delinmesi çok düşük bir riskken enfeksiyon biraz daha yüksek bir olasılığa sahiptir. Ancak günümüzde antibiyotiklerle tedavi edilebilmektedir. Kanama, içeride parça kalmasına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Yapışıklıklar ise ancak uzun vadede anlaşılabilir. Kürtajın doğurganlık üzerinde belli bir riski vardır ama gayet iyi bir şekilde yapılmış kürtajın bir etkisi yoktur. Öte yandan yapılan her kürtajda bu risk vardır. Yani üç kere kürtaj yaptıran bir kadın, her operasyonda bu riskle karşı karşıya gelir. Ancak sayının artması öncekilere göre daha fazla risk yaratıyor anlamına gelmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2010/01/hamile-kalmak-icin-en-uygun-zaman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğurganlığı Arttırmak İçin</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2010/01/dogurganligi-arttirmak-icin/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2010/01/dogurganligi-arttirmak-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 21:33:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sanalkadin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BEBEK & AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[doğurganlığı arttırmak]]></category>
		<category><![CDATA[doğurganlığı arttırmak için]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[üreme sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[üremek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=10068</guid>
		<description><![CDATA[Doğurganlığınızı artırmak sizin elinizde. Dr.Alper Mumcu doğurganlığı arttırmanın yolllarını açıkladı: &#8220;Halen çocuk sahibi olmayı düşünmeseniz bile üreme yeteneğinizi olumsuz etkileyebilecek faktörleri bilmeli ve bunlara karşı önlem almalısınız.&#8221; Vücut ağırlığı diet ve egzersiz Bu önlemlerin en başında gelenlerden birisi vücut ağırlığı, diet ve egzersiz arasındaki dengenin sağlanmasıdır. Uygun diet ve egzersiz optimal üreme fonksiyonu için son ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğurganlığınızı artırmak sizin elinizde. Dr.Alper Mumcu doğurganlığı arttırmanın yolllarını açıkladı:</p>
<p>&#8220;Halen çocuk sahibi olmayı düşünmeseniz bile üreme yeteneğinizi olumsuz etkileyebilecek faktörleri bilmeli ve bunlara karşı önlem almalısınız.&#8221;</p>
<p><strong>Vücut ağırlığı diet ve egzersiz</strong><br />
Bu önlemlerin en başında gelenlerden birisi vücut ağırlığı, diet ve egzersiz arasındaki dengenin sağlanmasıdır. Uygun diet ve egzersiz optimal üreme fonksiyonu için son derece önemlidir.</p>
<p>Belirgin derecede düşük kilolu ya da aşırı şişman kadınlar gebe kalmada güçlükler yaşayabilir. Kadınlık hormonu olan östrojenin büyük kısmı yumurtalıklarda üretilir. Ancak yağ dokusu da küçümsenemeyecek bir östrojen kaynağıdır. Vücudunuzda bulunan östrojenin yüzde 30&#8242;u yağ hücrelerinizde sentezlenir.</p>
<p>Döllenme olayı hassas hormonal dengelerin rol aldığı karmaşık bir olaydır. Bu olayın başarı ile sonuçlanabilmesi için stabil bir hormonal durum gereklidir. Bu nedenle az ya da fazla kiloların infertiliteye neden olması şaşırtıcı bir durum değildir.</p>
<p>Normalin yüzde 10-15 altında ya da üstünde olan vücut ağırlığı üreme sistemini kökten etkileyebilir. Bunun en güzel örneği beslenme bozukluğu olan aşırı zayıf kişilerde adet kanamalarının düzensiz oluşudur. Bu düzensiz kanamalar genelde anovülasyon yani yumurtlamanın olmaması ile birarada seyreder. Maraton koşucuları, yüzücüler gibi ağır sporlar ile uğraşan kadınların pek çoğunda adet düzensizlikleri ve dolayısıyle infertilite sorunu mevcuttur.</p>
<p><strong>Sigarayı bırakın</strong></p>
<p>Genel sağlık sorunlarının yanısıra sigara üreme sağlığı ve dinamikleri açısından da son derece zararlı bir alışkanlıktır. Özellikle erkeklerde sperm sayılarında anlamlı düşüklüğe neden olabilir. Benzer şekilde kadında yumurta kalitesini de bozabilir. Yapılan araştırmalar sigara kullanan kadınların hamile kalmaları için geçen süre sigara kullanmayanlara göre belirgin derecede uzamaktadır.</p>
<p><strong>Alkolden uzak durun</strong></p>
<p>Sigara gibi alkol de hem kadın hem erkekte üreme potansiyelini olumsuz etkileyen bir faktördür. Özellikle erkekte sperm sayısını azaltabilir.</p>
<p><strong>Kullandığınız ilaçları gözden geçirin</strong></p>
<p>Değişik hastalıklar için kullanılan ilaçlar da fertiliteyi etkileyebilir. Özellikle ülser ve tansiyon ilaçlarının sperm sayıları üzerine etkili olduğu bilinmektedir. Eğer bu tür bir ilaç kullanıyorsanız doktorunuzla bu konuyu mutlaka görüşmelisiniz. Öte yandan özellikle eczanelerde reçetesiz satılan bazı ilaçlar da erken dönemdeki bir hamileliği olumsuz şekilde etkileyebilir. Eğer hamile kalmayı planlıyorsanız ve bu nedenle korunmayı bıraktıysanız herhangi bir ilacı kullanırken çok dikatli olmalısınız. Böyle bir durumda ilaç kullanmanız gerektiğinde jinekoloğunuzun fikrini almaktan asla çekinmeyin.</p>
<p><strong>İllegaliteden kaçının</strong></p>
<p>İllegalite tanımı altına pekçok faktör sokulabilir. Yurdumuzda çok yaygın olmasa da özellikle gelişmiş ülkelerde madde ve uyuşturucu bağımlılığı oldukça önemli bir sorundur. Marijuana gibi uyuşturucular ya da sporcuların kullandığı doping ilaçları sperm sayı ve hareketliliğini azaltabilir.</p>
<p>Üreme potansiyelini olumusuz etkileyen en önemli faktörlerden birisi cinsel yolla bulaşan hastalıklarıdır. Erkekler genelde bu hastalıkar için taşıyıcı görevi görürler. İyi tanımadığı bilmediği bir kadın ile ilişkiye giren bir erkek enfeksiyonu eşine taşıyabilir. Kadında ciddi pelvik enfeksiyon gelişmesi durumunda karın içinde yapışıklıklar ve tüplerde tıkanıklık sonucu infertilite gelişebilir. Evli kişilerde sadakat fertiliteyi korumada ön sıralarda yer alan önemli bir faktördür.</p>
<p>Bekar kişiler ise ister kadın olsun isterse erkek mutlaka cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı önlem almalıdır. Bazıları ölümcül olabilen bu hastalıklardan korunmanın en etkili yolu prezervatiftir.</p>
<p><strong>Kafein alımınızı azaltın</strong></p>
<p>Çay, kahve, kolalı içecekler, çikolata gibi maddelerin içinde bulunan kafeinin aşırı miktarlarda alınması gebelik şansını azaltmaktadır.</p>
<p><strong>İlişki sıklığı</strong></p>
<p>Cinsel ilişki sıklığı üreme yeteneğini direk etkileyen faktörlerden birisidir. İlişki ne kadar sık olursa gebelik şansı o derece yüksek olur. Burada kastedilen her gün girilen ilişki değildir. Bu sperm sayı ve kalitesini azaltır. İdeal olan ovülasyona yakın günlerde gün aşırı ilişkiye girmektir. Günümüzde hem erkeğin hem de kadının çalışma hayatı içinde olması, mesleki stres ve kaygılar nedeni ile cinsel güdülerde ve istekte azalma çoğu çiftin ortak yakınmasıdır. Bu nedenlerle ilişki daha ziyade hafta sonları olmaktadır. Doğal olarak bu çiftlerin gebelik elde etmesi gecikecek ve büyük olasılıkla çift infertilite nedeni ile hekime başvurmak zorunda kalacaktır.</p>
<p><strong>İlişkinin zamanlaması</strong></p>
<p>İlişkinin sıklığı yanısıra zamanlaması da son derece önemlidir. İnsan dışında hemen hemen bütün canlılar yumurtlama dönemini bilirler. Östrus ya da kızgınlık dönemi olarak adlandırılan bu devrede cinsel istekleri artar ve çiftleşirler. Oysa insanlarda durum farklıdır. Kadında belirgin bir kızgınlık dönemi yoktur ve pek çok kadın yumurtlama dönemini fark edemez. Çeşitli yöntemler ile kadının adet düzeni saptanır ve ovülasyon dönemi tespit edilebilir. Fertil dönem denilen gebe kalma olasılığının yüksek olduğu dönemde bu nedenle gün aşırı ilişki önerilir.</p>
<p><strong>Pozisyon ve teknik</strong></p>
<p>Cinsel ilişki ve fertilite arasındaki bağ ile ilgili son nokta uygun şekilde ilişkide bulunmaktır. Doğada çok değişik hayvan türleri vardır ve bunların herbiri soyunu devam ettirmek için farklı mekanizmalar geliştirmiştir. Örneğin domuzlar sperm açısından çok cimridirer. Erkeğin penisi spiral şeklindedir ve dişinin vajinasına adeta vidalanır. Bu sayede tek bir sperm bile boşa gitmez.</p>
<p>İnsanlarda bu tarz mekanizmalar mevcut değildir. Gerçekte bu tür tekniklere gerek de yoktur.</p>
<p>İlişki sonrası semenin vajina dışına kaçması son derece normaldir. Pek çok kadın bunu gebelik şansı açısından olumsuz bir faktör olarak yorumlar. Yine bu olayı fark ettiklerinde doğru şekilde ilişkide bulunamadıklarını ya da vücutlarının spermi kabul etmediğini düşünürler.Ancak bu doğru değildir. Semenin dışarı gelmesi ilişkinin uygun şekilde yapıldığının göstergesidir. Meninin vajina içine boşaldığını gösterir. Gerçekte siz sadece dışarı akanı görürsünüz içeride kalan ve tüplere doğru yolculuğa başlayanları göremezsiniz.</p>
<p>Çocuk isteyen çiftlerde genelde önerilen erkeğin üstte olduğu pozisyonlardır. İlişki sonrası kadının en az 5 dakika sırt üstü yatması ve vajinal duştan kaçınması da diğer öneriler arasındadır. İlişki esnasında kayganlığı sağlamak amacı ile kullanılan yapay maddeler spermler üzerinde ölümcül etki yaratabileceğinden önerilmez. Çok gerek duyuluyor ise petrol bazlı olanlar yerine sıvı parafin ya da su bazlı kayganlaştırıcılar tercih edilmelidir.</p>
<p><strong>Kariyer ve üremenin dengelenmesi</strong></p>
<p>İnfertiltenin geçmişe göre daha sık görülmesinin nedenlerinden birisi de kadınların çalışma hayatı içinde daha fazla yer almalarıdır. Çoğu kadın çocuk sahibi olmak için işinde yükselmeyi beklemekte bu nedenle de yaşı ilerlemektedir. Yine pek çok işveren -ki buna çok büyük holdingler de dahildir- işe alacakları bayan personele belirli bir süre gebe kalmama kısıtlaması getirmektedir.</p>
<p>Zaman geçtikçe kadının üreme potansiyeli azalmakta ve dolayısı ile infertilite daha sık karşımıza çıkmaktadır. Aslına bakılırsa bebek sahibi olmak için en uygun zaman diye birşey söz konusu değildir. Kadının üreme potansiyeli 20-30 yaş arasında zirvededir. 30 yaştan sonra azalan bu potansiyel 35 yaşından sonra keskin ve hızlı bir düşüş gösterir.</p>
<p>Bebek sahibi olmak için en uygun zaman oldukça kişisel bir karardır. Ancak çeşitli nedenler ile çocuk sahibi olmayı geciktiren ya da geciktirmeyi düşünen çiftlerin karşısında başka bir problem daha vardır: Sosyal baskılar.</p>
<p>Hemen her toplumda özellikle aile büyükleri biran önce torun sahibi olmak için baskı kurma eğilimindedir. Medyada yer alan ve çiftlerin biran önce bebek sahibi olmasını öneren yazılar da benzer şekilde baskı unsurudur. Tüm bu faktörlerin etkisi ile yeni evli ya da uzun süre etkili yöntemlerle korunmuş çiftler daha infertilite sınıfına girmedikleri halde sırf kadın 30 yaşına geldi diye doktor doktor dolaşabilmekteler.</p>
<p><strong>Üreme potansiyeli azalıyor mu?</strong></p>
<p>Bu soru hem konu ile ilgilenen hekimlerin hem de olayla direk ilgili olan çiftlerin cevabını aradığı sorulardan biridir. Cevap kesin değildir ancak muhtelemelen önerme doğrudur. Kadının evlenme yaşının artması, cinsel özgürlük ile birlikte cinsel yolla bulaşan hastalık oranlarındaki yükselme, nedeni bilinmemekle birlikte erkekte sperm sayısındaki global azalma bu durumun nedeni olabilir.</p>
<p>Sperm sayılarındaki azalma ilginç bir global gözlemdir. Gerçekten de son 15-20 yılda tüm dünyada yaygın olarak sperm sayılarında bir azalma eğilimi dikkati çekilmektedir. Bu durumun çevresel kirlenmeden mi yoksa modern yaşamın yüklediği stresden mi kaynaklandığı belli değildir.</p>
<p>Sevindirici olan ise üreme potansiyeli üzerindeki bunca olumsuzluğa karşın, yardımla üreme tekniklerindeki gelişmeler ve buna bağlı olarak artan başarı oranlarıdır. Yine modern insanın infertiliteyi tabu olmaktan çıkarması ve tedavi alternatiflerini bilinçli bir şekilde değerlendirmesi de kayda değer bir ilerlemedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2010/01/dogurganligi-arttirmak-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğumdan Önce Mutlaka Yapın</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2010/01/dogumdan-once-mutlaka-yapin/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2010/01/dogumdan-once-mutlaka-yapin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 21:29:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[BEBEK & AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[doğum yapmadan önce]]></category>
		<category><![CDATA[doğumdan önce]]></category>
		<category><![CDATA[hamile anneler]]></category>
		<category><![CDATA[hamile kadınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=10066</guid>
		<description><![CDATA[Mother&#38; Baby dergisi doğuma az bir zaman kala mutlaka yapmanız gereken şeyleri yayınladı. Bebeğiniz doğmadan önce mutlaka yapmanız gerekenler listesine bir göz atın 1. Beyaz bir bluz giyin Bebeğiniz dünyaya gelmeden önce beyaz bluzlar giymenin keyfini çıkarın çünkü bebişinizin kusmuklarından bir süre beyaza hasret kalabilirsiniz. Bluzunuzun üstü bebek maması, biberondan akan süt lekeleri ile dolup ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mother&amp; Baby dergisi doğuma az bir zaman kala mutlaka yapmanız gereken şeyleri yayınladı. Bebeğiniz doğmadan önce mutlaka yapmanız gerekenler listesine bir göz atın<br />
</strong></p>
<p><strong>1. Beyaz bir bluz giyin</strong><br />
Bebeğiniz dünyaya gelmeden önce beyaz bluzlar giymenin keyfini çıkarın çünkü bebişinizin kusmuklarından bir süre beyaza hasret kalabilirsiniz. Bluzunuzun üstü bebek maması, biberondan akan süt lekeleri ile dolup taşacak. Kimi zaman günde birkaç tişört bile değiştirdiğiniz olacak. Biz de bu yüzden, insana huzur veren bir renk olan beyazı bugünlerinizde çokça tercih edin deriz.<br />
<strong>2. Sabah erken kalkın</strong><br />
Biliyoruz &#8220;Çocuğum dünyaya geldiğinde zaten uyku uyuyamayacağım ne diye erken kalkayım ki&#8221; diyorsunuz. Ama bebeğiniz gelmeden önce arkadaşlarınızla dışarıda yapacağınız son bir sabah kahvaltısı size iyi gelecektir çünkü doğum sonrası bu tarz etkinliklere hemen fırsat bulamayabilirsiniz. Bizden söylemesi!<br />
<strong>3. Alışveriş yapın</strong><br />
Geliriniz ve masraflarınızın hepsi dengeli. Ama yakında bu denge bebeğinizin masrafları ile değişebilir. İyisi mi siz yine kendinizi şımartın ve kendiniz için de bir şeyler alın. Kilo vereceğinizi de düşünerek olduğunuzdan daha küçük beden giysiler alın. Hem sizin için moral, hem de kilo vermeniz için bir motivasyon olur. Sadece bebeğinizin odasının dekorasyonu için değil eviniz için de dekorasyon objeleri alın.<br />
<strong>4. Temizlik yaptınız, ortalık düzenli, bu durumun keyfini çıkarın!</strong><br />
İlk başlarda olmasa bile bebeğiniz yürümeye başlar başlamaz evdeki bazı eşyaların yer değiştirdiğine ve ortalığın bir anda darmadağın olduğuna şahit olacaksınız. Siz toplayacaksınız, ardından ortalık hemen yine dağılacak. Ama dert etmeyin her çocuklu evde bu tarz şeyler olur. Dediğimiz gibi iyisi mi siz derli toplu günlerinizin keyfini sürün.<br />
<strong>5. Evinizin sessiz bir köşesine çekilin ve sadece bebeğinizi dinleyin.</strong><br />
Hamileliğinizin son günlerinde bebeğiniz karnınızdayken onu sessiz bir ortamda dinlemek sizi heyecanlandıracaktır. Siz de hala karnınızdayken onu içinizde hissetmenin tadını çıkarın. Ayrıca doğuma iyice yaklaştığınız için onun tekmelemelerini dışarıdan eşiniz bile fark edecektir.<br />
<strong>6. Eşinizle birlikte kanepenizde keyifli saatler geçirin, beraber patlamış mısır yiyin, beğendiğiniz filmleri izleyin.</strong><br />
Doğumdan sonra film izleyemeyeceksiniz diye bir şey yok tabii. Ama şu bir gerçek ki vaktiniz film için de sınırlı. Üstelik çocuklar biraz büyüdüğünde evde çalışan elektronik aletler sağlam kalmıyor malum hepsi bozulmaya başlıyor. İyisi mi siz eşinizle birlikte teknolojinin nimetlerinden faydalanın.<br />
<strong>7. Arkadaşlarınızla beraber farklı konularda uzun uzadıya keyifli sohbetler edin.<br />
</strong>Miniğiniz doğar doğmaz sohbet konularınız uzun süre çocuk bakımı ve yaptığınız doğum üzerine olacak. Bu yüzden hazır ufaklık ortalarda yokken arkadaşlarınızla başka şeylerden konuşun.<br />
<strong>8. Bencil olun</strong><br />
Elbette ki size, sevdiklerinizi düşünmeyin &#8220;Hep ben&#8221; diyin demiyoruz. Kendinize moral vermek için biraz kendinizi düşünmekte fayda var. Sağlıklı yiyecekler yiyin, eğlenceli aktivitelere katılın ya da boş verip tembelliğin tadını çıkarın. Nasılsa bebeğiniz doğduktan sonra tembellik yapmaya pek fırsatınız olmayacak.<br />
<strong>9. Tatile çıkın</strong><br />
Doğum öncesi son bir tatil yapma imkanınız varsa bu fi kir hem size hem de eşinize iyi gelecektir. Ayrıca doğum stresini de üstünüzden atma fırsatını yakalayacaksınız. Ancak şehirden bir iki saatlik uzaklıktaki yerlere gitmeyi tercih edin. Ne de olsa doğuma az kaldı, bebeğiniz sürpriz yapıp gününden önce size merhaba diyebilir!<br />
<strong>10. Fotoğraf çektirin</strong><br />
Karnınız burnunuzda diye fotoğraf çektirmek istemiyor olabilirsiniz. Ama bu sizin fazla kilonuz değil ki. O karnın içinde bir bebek olduğunu herkes anlayabiliyor. Belki de bir daha hiç bu halde olmayacaksınız ya da kardeş düşünüyorsanız bile bebeğinizi doğmadan önce görüntülemek hoş olmaz mı? Çocuğunuz büyüdüğünde hamileliğinizde çektirdiğiniz fotoğraflar onun ilgisini çekecektir. Bu yüzden bol bol fotoğraf çektirin.</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2010/01/dogumdan-once-mutlaka-yapin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamileyken Oruç Tutmanın Riskleri</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2009/08/hamileyken-oruc-tutmanin-riskleri/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2009/08/hamileyken-oruc-tutmanin-riskleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 09:33:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[BEBEK & AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[anne sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte oruç]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik ve ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte oruç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=9319</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğinizin ve sizin sağlığınız için gebelik ve emzirme dönemlerinde oruç tutmayın.. “Bebeğimin daha sağlıklı gelişmesi için çok yemek yemeliyim” düşüncesi hemen her hamile kadının aklında olan düşüncedir. En büyük hata burada başlar. Aslında doğru olan, gebelik döneminde dengeli ve sağlıklı beslenmektir. Op. Dr. Figen Taşer Güney, gebelik döneminde az miktarda besinin sık sık yenmesinin sağlıklı ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeğinizin ve sizin sağlığınız için gebelik ve emzirme dönemlerinde oruç tutmayın..</p>
<p>“Bebeğimin daha sağlıklı gelişmesi için çok yemek yemeliyim” düşüncesi hemen her hamile kadının aklında olan düşüncedir. En büyük hata burada başlar. Aslında doğru olan, gebelik döneminde dengeli ve sağlıklı beslenmektir. Op. Dr. Figen Taşer Güney, gebelik döneminde az miktarda besinin sık sık yenmesinin sağlıklı olacağını, bu yüzden de oruç tutmanın gebeler için sağlıklı bir seçim olmadığını ifade ediyor.</p>
<p>Bu dönemde beslenmenin temeli az miktarda ve sık aralıklarda gıda alımıdır. Ana besin gruplarının gün içinde dengeli dağılımı önem taşır. Gebelik sürecinde artan protein, enerji, vitamin ve mineral ihtiyacı göz önüne alınarak beslenme programı bu şekilde hazırlanmalıdır.</p>
<p><strong>Bol su alımı önemli</strong></p>
<p>Gebelikte bol sıvı alımı önemlidir. Yeterli miktarda su alınmaması ve bağırsak hareketlerinin de gebelik öneminde azalması sebebiyle kabızlık ve buna bağlı olarak hemoroid (basur) eğiliminin artmasına neden olur.<br />
Az sıvı alımı ayrıca idrar yolu enfeksiyonlarının gelişimine de neden olabilir.  Dehidrasyon (vücudun susuz kalması) durumunda salgılanan bazı hormonlar, rahim kasılmalarına sebep olarak, erken doğum riski oluşturabilmektedir.<br />
<strong><br />
Dengeli besin dağılımı </strong></p>
<p>Hamilelik döneminde protein, karbonhidrat, vitamin ve mineral gibi temel besin maddelerinin gün içinde dengeli değişimi sağlanmalıdır. Ana öğünler dışında ara öğünler oluşturulmalı, sık aralıklarla az miktarda gıda alınmalıdır. Gebelikte sağlıklı beslenmenin temeli budur ve oruç tutulduğunda bu mümkün olamayacaktır.</p>
<p><strong>Uzun süren açlık saatleri bulantı ve kusmayı artırabilir</strong></p>
<p>Hamilelikte vücutta gebelik hormonları ve karında büyüyen rahmin oluşturduğu baskı nedeniyle, mide – bağırsak sistemi (Gastroentestinal sistem) ile ilgili problemler yaşanır. Gebeliğin ilk aylarında artan gebelik hormonu etkisiyle bulantı ve kusma şikayetleri sıktır. Kusma sık olursa elektrolit kaybına yol açarak halsizliğe neden olur. Bu nedenle hamileliğin ilk aylarında sık aralarla kuru gıda alımı önerilir. Kraker, peynirli tost, leblebi mideyi rahatlatabilir. Kusma nedeniyle potasyum kaybı olur. Bu nedenle muz, üzüm, kuru kayısı ile bu potasyum kaybı önlenmeye çalışılır. Bu dönemde nadiren hastanede serum ile tedaviye ihtiyaç duyan anne adayları da olmaktadır. Oruç, özellikle ilk aylarda yaşanan bu durumu daha da artırabilir. Mide boş kaldığı için bulantı ve kusmalarda artma görülür.</p>
<p>Gebelikte hormonların etkisiyle bağırsak hareketleri yavaşlar. Midenin boşalma süresi uzar. İftarda birden yemek yenmesi ile birlikte hazımsızlık ve şişkinlik şikayeti oruç tutan anne adaylarında daha fazla görülür.</p>
<p>Hamilelikte hem bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına bağlı gelişen kabızlık, hem de karın içi basınç artışı, hemoroid (basur) oluşumuna yol açabilir. Bu nedenle anne adaylarının bol sıvı (özellikle su) alımı ve posalı gıda (meyve-sebze) tüketmesi önemlidir.<br />
<strong><br />
Erken doğum riski…</strong></p>
<p>Oruç nedeniyle az sıvı alınması rahim kasılmalarına neden olabilir ve erken doğum riski ortaya çıkabilir. Su, gebeliğin devamında önemlidir. Gebelikte idrar yolu enfeksiyonları da sık görülür. Bol sıvı alımı idrar çıkışını artırır. Bu durum idrar yolu enfeksiyonlarından korunma ve tedavide de önemlidir.</p>
<p><strong>Tansiyon düşmeleri yaşanabilir!</strong></p>
<p>Anne adayının oruç nedeniyle gün içinde yeterince sıvı alamaması zaman zaman tansiyon düşmeleri ve hatta bayılmalara neden olabilmektedir. Gün içinde sıvı alınamaması annenin kan hacmini azaltacağı için bebeğin idrar çıkışı da azalır ve bebeğin içinde bulunduğu kesenin suyu azalabilir.<br />
<strong><br />
Metabolizma yavaşlar, kilo alımı artar!</strong></p>
<p>Oruç tutan annelerde bebek hareketlerinin azaldığı gözlemlenmiştir. Dolayısıyla bazen bebeğin iyilik halini gösteren hareketlerinin azalması, tanıda yanılmalara yol açabilir.<br />
Oruç tutan annelerde daha fazla kilo artışı olabilir. Metabolizma hızı açlığa bağlı olarak düşer. Az kalori harcanır ve akşamları aşırı yemek alımı, kilo artışı ve hatta gebelik şekeri riskinin ortaya çıkmasına neden olabilir.</p>
<p><strong>Emzirme döneminde de dikkat!</strong></p>
<p>Sadece gebelik değil emzirme döneminde de annelerin, özellikle bebeğin tek besininin anne sütü olduğu ilk aylarda beslenmelerine dikkat etmeleri ve özellikle bol sıvı almaları önemlidir. Bu dönemde annelere vitamin takviyesi de önerilmektedir. Oruç tutulması sıvı alımının az olmasına bağlı olarak sütün azalmasına neden olacaktır. Sütün azalması ve besin değerlerinin azalması belki de bebekler için ek mama takviyesine neden olacaktır.</p>
<p>Bu nedenle gebelik ve emzirme döneminde oruç tutulması önerilmez. Annelerin bu riskleri bilerek karar vermeleri ve mutlaka doktorlara danışmaları gerekmektedir. Ek tıbbi problemi olan (Yüksek tansiyon, gebelik şekeri vs. ) annelerin kesinlikle oruç tutmamaları gerekmektedir.</p>
<p><strong>Mutlak oruç tutmak isteyen anne adaylarına öneriler</strong></p>
<p>•    Gündüz saatlerinde mümkün olduğunca dinlenin<br />
•    İftar ve sahur arasında, gıdaları dengeli şekilde dağıtın, sık aralıklar ve küçük porsiyonlarla protein, karbonhidrat ve bol sıvı alın<br />
•    Kızartma gibi sindirimi zor, çok şekerli, tuzlu ve yağlı gıdalardan uzak durun<br />
•    Ara öğünler için meyveyi tercih edin (Ama ölçülü bir şekilde!)<br />
•    Sahuru ihmal etmeyin. Sahurda az yağlı &#8211; hafif gıdaları tercih edin. Yemek yedikten sonra hemen yatmayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2009/08/hamileyken-oruc-tutmanin-riskleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğumun Doğallığını Bozmayın</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2009/08/dogumun-dogalligini-bozmayin/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2009/08/dogumun-dogalligini-bozmayin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2009 21:39:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[BEBEK & AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta doğum]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[doğum anı]]></category>
		<category><![CDATA[hakan çoker]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[normal doğum]]></category>
		<category><![CDATA[suda doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=8878</guid>
		<description><![CDATA[Marmaris&#8217;te yaptırdığı suda, ayakta ve doğal doğumlarla, geniş yankı uyandıran Op. Dr. Hakan Çoker, yapılan tüm çalışmaların doğal doğumların anne ve bebek üzerindeki pozitif etkilerini desteklediğini belirtti. Doğumda endorfin seviyelerinin en yüksek noktada olduğunu, kordon yoluyla endorfinin bebeğe geçtiğini ve bebeğinde kendi hormonunu salgıladığını söyleyen Çoker, bebeğe saygılı doğumlarda, bebeğin doğar doğmaz anne kucağına verilmesini ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/hamile4.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-8879" title="hamile" src="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/hamile4.jpg" alt="hamile" width="282" height="283" /></a>Marmaris&#8217;te yaptırdığı suda, ayakta ve doğal doğumlarla, geniş yankı uyandıran Op. Dr. Hakan Çoker, yapılan tüm çalışmaların doğal doğumların anne ve bebek üzerindeki pozitif etkilerini desteklediğini belirtti.</p>
<p>Doğumda endorfin seviyelerinin en yüksek noktada olduğunu, kordon yoluyla endorfinin bebeğe geçtiğini ve bebeğinde kendi hormonunu salgıladığını söyleyen Çoker, bebeğe saygılı doğumlarda, bebeğin doğar doğmaz anne kucağına verilmesini savunduklarını ifade etti. Doğal doğumun en rahat ve tehlikesiz olduğunu dile getiren Çoker, &#8220;Günümüzde hemen, hemen herkes doğumda &#8220;Ben ne istiyorum? Benim için hangisi en rahatı ve tehlikesizidir?&#8221; diye soruyor. Fikrini almadığımız tek bir kişi var, o da bebeğimiz. Kimse bebek ne istiyor sorusunu sormuyor. Doğuma hazırlık doğru soruların sorulması ile başlar, bu soruların en vazgeçilmezi de, &#8220;Bebeğim doğumda ne istiyor?&#8221; sorusudur. İşte bu soruyu daha çok uluslararası hamile eğitim kurumları ve bilinçli anneler soruyor. Bu sayede Amerika ve Avrupa&#8217;da ev doğumları veya ev tipi doğumevleri sayısı her geçen yıl artıyor. Evet, eve ebe geliyor ancak güvenlik önlemleri hastane koşullarını aratmıyor. Anneler artık mümkün olduğunca az müdahale istiyor. Doğuma gereksiz yapılan her müdahale doğumun doğallığını bozuyor. Bu ülkelerde doğal doğumlar ve ev doğumları teşvik ediliyor. Bu doğumların masrafları sigortalar tarafından karşılanıyor. Ebelik kurumu el üstünde tutuluyor. Annelerin her aşamada ücretsiz eğitim alması sağlanıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Hamilelerin en çok merak ettikleri konunun hastanede onları bekleyen müdahale ve bunların olumlu, olumsuz yönleri olduğunu kaydeden Çoker, &#8220;Fakat aldıkları eğitimlerde anne adayları, duydukları birçok korku dolu hikayenin aslında gerçek olmadığını öğreniyor ve sağlıkları ile ilgili kararlarda sorumluluk alacak kadar kendilerine güvenleri geliyor. Eğitimlerimizin bu aşamasında ne istediğini öğrenen ve doğum planları yapan anne adayları, rutin müdahaleler ve sezaryenlerle kuşatılmış bu sağlık siteminde isteklerini gerçekleştirebilmeleri ve doktorları ile mantıklı, güvenilir ve etkili bir iletişim kurabilmenin yollarını da öğreniyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>habertürk</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2009/08/dogumun-dogalligini-bozmayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

