<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınella &#187; Kadınlar</title>
	<atom:link href="http://www.kadinella.com/konular/kadinlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinella.com</link>
	<description>Kadın ve Genç Kızların Portalı.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Jan 2012 19:09:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
		<item>
		<title>Kurtuluş Son Durak</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2012/01/kurtulus-son-durak/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2012/01/kurtulus-son-durak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 22:12:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş son durak]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondakiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=13119</guid>
		<description><![CDATA[Kadına Şiddete Hayır! Son zamanlarda artan kadına şiddet olaylarına karşı işlenmiş olan Kurtuluş Son Durak filmi bugün vizyona girdi. Yapım: 2011 &#8211; Türkiye Tür: Dram, Komedi, Yönetmen: Yusuf Pirhasan, Oyuncular: Demet Akbağ, Mete Horozoğlu, Hakan Yılmaz, Asuman Dabak, Ahmet Mümtaz Taylan, Gizem Güven, Yavuz Bingöl, Damla Sönmez, Nihal Yalçın, Tuncer Salman, Dilara Kurtulmuş, Ayten Soykök, Belçim Bilgin, Senaryo: Barış ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadına Şiddete Hayır!</p>
<p>Son zamanlarda artan kadına şiddet olaylarına karşı işlenmiş olan Kurtuluş Son Durak filmi bugün vizyona girdi.</p>
<p>Yapım: 2011 &#8211; Türkiye<br />
Tür: Dram, Komedi,<br />
Yönetmen: Yusuf Pirhasan,<br />
Oyuncular:<br />
Demet Akbağ, Mete Horozoğlu, Hakan Yılmaz, Asuman Dabak, Ahmet Mümtaz Taylan, Gizem Güven, Yavuz Bingöl, Damla Sönmez, Nihal Yalçın, Tuncer Salman, Dilara Kurtulmuş, Ayten Soykök, Belçim Bilgin,<br />
Senaryo: Barış Pirhasan, Yusuf Pirhasan,<br />
Yapımcı:Ayşen Sever,</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2012/01/kurtulus-son-durak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Başrolde Kadın Var&#8221;</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2010/03/basrolde-kadin-var/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2010/03/basrolde-kadin-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 19:52:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan kadın]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=11978</guid>
		<description><![CDATA[Bugün sizlerle okuduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Zeynep Göğüş&#8217;ün Hürriyet Gazetesi&#8217;nde yazmış olduğu &#8220;Dikkat, başrolde kadın var&#8221; yazısı eminim beni etkilediği gibi sizleri de etkileyecektir. GİDİŞAT değişmezse bundan 50-60 yıl sonra “ev kızı” ya da “ev kadını” gibi kavramlar tarihin nostalji defterinde yerlerini alacak. Ebeveynler bu eğilime dikkat etseler iyi olur. Kız çocuklarını zengin koca ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün sizlerle okuduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Zeynep Göğüş&#8217;ün Hürriyet Gazetesi&#8217;nde yazmış olduğu &#8220;Dikkat, başrolde <a href="http://www.kadinella.com" target="_blank"><strong>kadın</strong></a> var&#8221; yazısı eminim beni etkilediği gibi sizleri de etkileyecektir.</p>
<blockquote><p><strong>GİDİŞAT değişmezse bundan 50-60 yıl sonra “ev kızı” ya da “ev kadını” gibi kavramlar tarihin nostalji defterinde yerlerini alacak.</strong></p>
<p>Ebeveynler bu eğilime dikkat etseler iyi olur. Kız çocuklarını zengin koca hayaliyle, oğlanları da karım evde oturup bana bakacak diye yetiştirmesinler. Kızlara meslek kazandırsınlar, oğlanlara düğme dikmeyi, yemek pişirmeyi, lavabo temizlemeyi öğretsinler.<br />
Bugün dünyada giderek kabul gören anlayış kadınların işgücüne katılımının kalkınmanın en önemli unsurlarından biri olduğu. Avrupa Birliği ortalamasında kadınların yüzde 60’ı çalışıyor. AB, sürekli olarak kadın istihdamını arttıracak tedbirler alıyor. İskandinav ülkelerinde bu oran yüzde 80’leri zorluyor. Biz ise TÜİK verilerine göre yüzde 26 ile en gerideyiz.<br />
Gerçi son bir yılda 1 puanın üzerinde bir iyileşme olmuş. Artışın bir nedeni, 2009’da kadın istihdamına verilen teşvik olabilir. Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’a göre geçen yıl ilk kez işe alınan 742 bin kişiden 501 bini kadındı. İlk kez sigortalı kadın çalıştıran işyeri o çalışanı için sigorta ödemedi.<br />
* * *<br />
Kadının çalışıp çalışmaması gibi bir seçeneğin kalmayacağını, işgücüne katılımda iki cinsin de eşitleneceğini neye dayanarak söylüyorum? Çünkü kadınlar eğitiliyor ve meslek sahibi oluyorlar. Girişimcilik özendiriliyor. Mikro krediler veriliyor. Eğitimde eşitlendikten sonra zaten her şey değişiyor.<br />
Ayrıca İskandinav ülkelerinden dünyaya yayılan dalga, özel sektör şirketlerinin yönetim kurullarında kadın erkek sayısının eşitlenmesi şeklinde. OECD’nin raporuna göre devlette kadın istihdamında da yüzde 12 ile en geriden gelen yine biziz.<br />
Uluslararası kuruluşların yönetiminde kadını öne çıkarmak artık genel bir trend. Son Avrupa Komisyonu üye seçiminde AB memuru kadınlar hemcinslerini kollamak için sokağa döküldüler. Hal böyle iken bizde pozitif ayrımcılığa ve siyasette kotaya karşı çıkanlar komik duruma düşebilirler.<br />
* * *<br />
Siz bu satırları okuduğunuzda KAGİDER ve Comite France-Turquie’nin Fransa’da Türk Mevsimi kapsamında Paris’te Senato binasında düzenlediği “Türk ve Fransız kadınları: Sorunları aynı, ya mücadele yolları?” konulu toplantıya katılacağım. KAGİDER’li arkadaşlarımla bu başlığı seçerken epey düşündük. Kimseden ders almaya ihtiyacımız olduğunu sanmıyoruz. Açıkçası eşit konumdaki kadınların derdi orada da burada da aynı. Dayak, erkekten daha az maaş alma, yönetici pozisyonuna gelememe bizden farklı değil.<br />
Geriye kalan önemli soru şu: Kadın çalışınca çocuklara kim bakacak?<br />
Gelecekte bu da bizim eski kafalarımızla sorduğumuz demode bir soru olacak. “Kariyer de yaparım çocuk da&#8230;” diyen süper kadın beklentisi kalkacak. Aile içinde sorumluluk paylaşımı değişecek. Okulda düşüp kafasını yaran çocuğun otomatikman annesi aranmayacak, öğretmenin aklına bu çocuğun bir de babasının olduğu gelecek. Çalışma saatleri esnekleşecek, farklı düzenler kurulacak.<br />
Ve elbette tıptaki ilerleme, suni rahimde çocuk yetişmesine imkân tanıyabilecek. Hatta erkeklerin karnına rahim yerleştirilebilecek.<br />
8 Mart Kadınlar Günümüz şimdiden kutlu olsun.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2010/03/basrolde-kadin-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar Erkeklerden Daha Mutlu</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2010/02/kadinlar-erkeklerden-daha-mutlu/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2010/02/kadinlar-erkeklerden-daha-mutlu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 08:25:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=11890</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de 18 ve daha yukarı yaştaki bireylerin yüzde 54.3’ü kendilerini mutlu olarak ifade ederken, kadınlarda mutluluk oranı yüzde 58.1, erkeklerde ise yüzde 50.2 olduğu belirlendi. Türkiye İstatistik Kurumu, 2009 Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarını açıkladı. Buna göre, 2009 yılında bireylerin yüzde 54.3’ü kendini mutlu, yüzde 14.6’sı ise mutsuz olduğunu belirtirken, 2008 yılında bu oran sırasıyla yüzde ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/smile1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-11891" title="smile" src="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/smile1.jpg" alt="" width="307" height="296" /></a>Türkiye’de 18 ve daha yukarı yaştaki bireylerin yüzde 54.3’ü kendilerini mutlu olarak ifade ederken, <a href="http://www.kadinella.com" target="_blank"><strong>kadın</strong></a>larda mutluluk oranı yüzde 58.1, erkeklerde ise yüzde 50.2 olduğu belirlendi.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu, 2009 Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarını açıkladı. Buna göre, 2009 yılında bireylerin yüzde 54.3’ü kendini mutlu, yüzde 14.6’sı ise mutsuz olduğunu belirtirken, 2008 yılında bu oran sırasıyla yüzde 55.8 ve yüzde 13.9 olmuştu. 2009 yılında kadınların, erkeklere göre daha mutlu olduğu görüldü. Kadınlarda mutluluk oranı yüzde 58.1 iken, erkeklerde bu oran yüzde 50.2 oldu.</p>
<p><span><strong>Türkiye’de 18 ve daha yukarı yaştaki bireylerin yüzde 54.3’ü kendilerini mutlu olarak ifade ederken, kadınlarda mutluluk oranı yüzde 58.1, erkeklerde ise yüzde 50.2 olduğu belirlendi.</strong></span></p>
<p>Yaşanan ekonomik gelişmelerin bireyler üzerinde etkisi incelendiğinde ise, bireylerin yüzde 60’ının daha ucuz ürün tüketmeye başladığı görüldü. Buna karşılık yüzde 34.3’ü borçlanırken, yüzde 25.9’u eğlence ve<a onmouseover="showAd('24524','101217' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong></strong></span></a> tatil masraflarını kıstığını ifade etti.</p>
<p><a onmouseover="showAd('24953','100063' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Türkiye&#8217;de</strong></span></a>’de 18 ve daha yukarı yaştaki bireylerin yüzde 54.3’ü kendilerini mutlu olarak ifade ederken, kadınlarda mutluluk oranı yüzde 58.1, erkeklerde ise yüzde 50.2 olduğu belirlendi.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu, 2009 Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarını açıkladı. Buna göre, 2009 yılında bireylerin yüzde 54.3’ü kendini mutlu, yüzde 14.6’sı ise mutsuz olduğunu belirtirken, 2008 yılında bu oran sırasıyla yüzde 55.8 ve yüzde 13.9 olmuştu. 2009 yılında kadınların, erkeklere göre daha mutlu olduğu görüldü. Kadınlarda mutluluk oranı yüzde 58.1 iken, erkeklerde bu oran yüzde 50.2 oldu.</p>
<p><strong>EĞİTİM DÜZEYİ ARTTIKÇA MUTLULUKTA ARTIŞ GÖSTERDİ</strong></p>
<p>Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi değiştiği belirlendi. 18-24 yaş grubundaki bireylerde mutluluk oranı yüzde 57.4 iken, 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerde bu oran yüzde 54.3’e düştü. Eğitim düzeyi arttıkça mutluluk düzeyi de artış gösterdi. Geçen yıl ilkokul mezunu olanlarda mutluluk oranı yüzde 52.5 iken, yüksekokul ya da üniversite mezunlarında bu oran yüzde 63.2’ye yükseldi.</p>
<p><strong>EVLİLER DAHA MUTLU</strong></p>
<p><a onmouseover="showAd('24841','102902' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Evli</strong></span></a> bireylerin, evli olmayanlara göre daha mutlu olduğu görüldü. Evli bireylerin yüzde 57.3’ü mutlu iken, evli olmayanlarda bu oran yüzde 46.8 oldu.</p>
<p><strong>AİLELER VE SAĞLIKLI OLMAK MUTLULUK NEDENİ</strong></p>
<p>Bireyleri en çok aileleri ve <a onmouseover="showAd('24844','100366' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>sağlıklı</strong></span></a> olmak mutlu etti. Kendilerini en çok ailenin mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı yüzde 71.2 olurken, kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı ise yüzde 70.7 düzeyinde olduğu görüldü. Kendi geleceklerinden umutlu olan bireylerin oranı yüzde 65.5 olduğu belirlendi. Kadınların yüzde 67.9’u, erkeklerin ise yüzde 62.8’i kendi geleceklerinden umutlu olduklarını belirtti.</p>
<p><strong>2009’DA UCUZ ÜRÜN TÜKETİLDİ</strong></p>
<p>Yaşanan ekonomik gelişmelerin bireyler üzerinde etkisi incelendiğinde, bireylerin yüzde 60’ının daha ucuz ürün tüketmeye başladığı görüldü. Buna karşılık yüzde 34.3’ü borçlanmış, yüzde 25.9’u eğlence ve tatil masraflarını kıstığını ifade etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2010/02/kadinlar-erkeklerden-daha-mutlu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duygusal Açlık</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2010/01/duygusal-aclik/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2010/01/duygusal-aclik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 15:22:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal açlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek & İçecek]]></category>
		<category><![CDATA[yemek yeme alışkanlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=9991</guid>
		<description><![CDATA[Siz de moraliniz bozuk olduğunda kendinizi kötü hissettiğinizde canınız sürekli aynı yemeği yemek mi isiyor? Marie Claire dergisi bunun sebebini açıkladı: 2005 yılında Amerikalı Psikoterapist Cynthia Power; 500 hastasına yemek yedikleri zaman kendilerini nasıl hissettiklerini sorarak özel bir günlük tuttu. Araştırmasının sonunda da belli gıdaların belli durumlar neticesinde tüketildiğini keşfetti. İşte Power&#8217;ın keşfettiği gerçekler ve ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial;"><a href="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/yemek5.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-9990" title="yemek" src="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/yemek5.jpg" alt="yemek" width="334" height="250" /></a>Siz de moraliniz bozuk olduğunda kendinizi kötü hissettiğinizde canınız sürekli aynı yemeği yemek mi isiyor? Marie Claire dergisi bunun sebebini açıkladı:<br />
</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">2005 yılında Amerikalı Psikoterapist Cynthia Power; 500 hastasına yemek yedikleri zaman kendilerini nasıl hissettiklerini sorarak özel bir günlük tuttu. Araştırmasının sonunda da belli gıdaların belli durumlar neticesinde tüketildiğini keşfetti. İşte Power&#8217;ın keşfettiği gerçekler ve nedenleri&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">&#8220;Canım peynir ve tuzlu kraker çekiyor.&#8221;<br />
Bu ne anlama geliyor?: &#8220;Kafam karışık ve hayal kırıklığına uğradım.&#8221;<br />
&#8220;Canım et ürünleri tüketmek istiyor.&#8221;<br />
Bu ne anlama geliyor?: &#8220;Sinirliyim.&#8221;<br />
&#8220;Canım dondurma yemek istiyor.&#8221;<br />
Bu ne anlama geliyor?: &#8220;Huzura ihtiyacım var.&#8221;<br />
&#8220;Canım kahve ve çikolata çekiyor.&#8221;<br />
Bu ne anlama geliyor?: &#8220;Çok mutsuzum ve ilgiye ihtiyacım var.&#8221;<br />
&#8220;Bol miktarda mısır gevreği tüketmek istiyorum.&#8221;<br />
Bu ne anlama geliyor?: &#8220;Çok stresliyim.&#8221;<br />
&#8220;Canım pasta yemek istiyor.&#8221;<br />
Bu ne anlama geliyor?: &#8220;Kendimi yalnız hissediyorum.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Açlığınız duygusal mı yoksa biyolojik mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Gerçek açlık hissi tamamen biyolojik ve etkisini yavaş yavaş gösteriyor. Duygusal açlık ise tamamen psikolojik sorunlar üzerinden şekilleniyor. Şayet ikisi arasındaki farkı anlamakta zorluk çekiyorsanız, aşağıdaki yorumları dikkatle incelemeniz yeterli&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><strong>Biyolojik Açlık</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">- Yavaş yavaş ortaya çıkıyor.<br />
- Sebzeden meyveye her türlü besinle yok etmeniz mümkün.<br />
- Boyun altından başlayan bölgede etkisini gösteriyor (Karın guruldaması gibi&#8230;)<br />
- Öğünlerden birkaç saat sonra başlıyor.<br />
- Yemek yedikten sonra tamamen kayboluyor.<br />
- Tatminkârlık sağlıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><strong>Duygusal Açlık</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">- Bir anda ortaya çıkıyor.<br />
- Genellikle belli yiyeceklere yöneliniyor.<br />
- Boyun üstündeki bölgelerde etkisini gösteriyor. (Çikolata yemeyi hayal etmek gibi&#8230;)<br />
- Son yediğiniz öğün ile hiçbir bağlantısı bulunmuyor.<br />
- Tok olmanıza rağmen yemeğe devam etmek istiyorsunuz.<br />
- Pişmanlığa neden oluyor.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2010/01/duygusal-aclik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akıllı Kızlar Az Parayla Rahat Yaşar</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2009/06/akilli-kizlar-az-parayla-rahat-yasar/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2009/06/akilli-kizlar-az-parayla-rahat-yasar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2009 20:48:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı kadın]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[para kazanma yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=7867</guid>
		<description><![CDATA[Ekonomik olarak zor bir dönemden geçiyor olmamız, sıkıntı çekmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Vereceğimiz birkaç tüyo sayesinde, ekonomik krizde ayakta kalmanın, hatta rahat yaşantınızı sürdürmenin yollarını keşfedebilirsiniz. Ödenemeyen krediler, işten çıkarmalar, küçülmeler, çözümlenemeyen bütçe hesapları&#8230; Ekonomik krizin beraberinde getirdikleri malum. İstesek de istemesek de bu zor koşullara bir şekilde ayak uydurmak durumundayız. Her ne kadar işten ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span class="haber_spot"><span class="haber_spot"><a href="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/para3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7868" title="para3" src="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/para3.jpg" alt="para3" width="560" height="420" /></a></span></span></p>
<p><span class="haber_spot"><span class="haber_spot">Ekonomik olarak zor bir dönemden geçiyor olmamız, sıkıntı çekmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Vereceğimiz birkaç tüyo sayesinde, ekonomik krizde ayakta kalmanın, hatta rahat yaşantınızı sürdürmenin yollarını keşfedebilirsiniz.</span><br />
</span><br />
<span class="haber_haber">Ödenemeyen krediler, işten çıkarmalar, küçülmeler, çözümlenemeyen bütçe hesapları&#8230; Ekonomik krizin beraberinde getirdikleri malum. İstesek de istemesek de bu zor koşullara bir şekilde ayak uydurmak durumundayız. Her ne kadar işten çıkartılmak, ya da aniden ortaya çıkan yüklü bir harcamayla karşı karşıya gelmek gibi ummadığınız durumları kontrol etme şansınız olmasa da, en azından elinizdeki parayı doğru kullanmanız, bu süreci en rahat şekilde atlatmanızı sağlayabilir.<br />
İşin püf noktası elinizdeki parayı her zaman bilinçli şekilde harcayabilmekte. Finans danışmanı ve Living Rich For Less (Az Parayla Zengin Yaşam) kitabının yazarı Ellie Kay&#8217;e göre, paranızı dikkatle harcayarak hayat standardınızın ani bir şekilde tepetaklak olmasını önleyebilir, üstelik sıkışık dönemler için kenara bir miktar para bile ayırabilirsiniz. İşte konunun uzmanlarından zor günleri sıkıntıya düşmeden atlatmamızı sağlayacak öneriler.</p>
<p><strong>HER AN İŞSİZ KALABİLECEĞİNİZİ UNUTMAYIN<br />
</strong><br />
<em>Çalıştığınız sürece beklenmedik zor günler için tedbirli olup. para biriktirmeye çalışın. Bu sayede yeni bir iş buluncaya kadar temel ihtiyaçlarınızı ve faturalarınızı karşılamanız mümkün olabilir.</em></p>
<p><em><strong>Kumbara Sistemini Benimseyin</strong></em><br />
Siz de maaşınızı aldığınız gibi faturalara, kredi kartınıza, elbette alışverişe ve ay sonunda hasret kaldığınız keyiflerinize mi yatırıyorsunuz? Merak etmeyin yalnız değilsiniz. Unutmayın; anı yaşamak güzel olsa da kötü günler için hazırlıklı olmak gereklidir. Aslında yapmanız gereken şey çok  basit; elinize geçen en küçük bir miktarı bile kenara atmayı alışkanlık haline getirin. Bu, haftada sadece 20 TL bile olabilir. Kısa vadede yokluğunu hissetmeyeceğiniz küçük paralar, başınızın sıkıştığı durumlarda imdadınıza yetişecek büyük birikimlere kolayca dönüşebilir. Evinizdeki kumbaraların bu konuda işinize yaramayacağını düşünüyorsanız, bankada küçük birikimleriniz için bir hesap açabilir ya da getirisi iyi olan yatırım fonlarından alabilirsiniz.</p>
<p><em><strong>Vazgeçilmez Eleman Olun</strong></em><br />
İşten çıkarmaların giderek arttığı bir dönemden geçiyoruz. Şirketler eleman çıkarttıkça, işler daha az çalışan arasında bölündüğü için sorumluluklarınız artacaktır. Bu duruma hazırlıklı olun ve kendinizi strese sokmamaya çalışın. Önlem olarak daha çok çalışabilir ya da niteliklerinizi artırabilirsiniz. Bunun için daha fazla proje sunun, daha kısa zamanda daha fazla iş bitirin, gerekirse geç saatlere kadar ofiste kalın. Bütün bu özverilerinize rağmen yine de işinizi kaybedebileceğinizi unutmayın. Bunu yapmak yıpratıcı olabilir. Ancak en azından işinizi kişisel başarısızlığınız nedeniyle değil, çalıştığınız şirketin maddi imkansızlıkları nedeniyle kaybettiğinizi düşünebilir ve bu sayede kendinizi bunalıma girmekten koruyabilirsiniz.</p>
<p><em><strong>İş Çevrenizi Genişletin<br />
</strong></em>Kendinize işe yarar bir çevre edinmenin tam zamanı. Çalıştığınız sektördeki kilit insanlarla tanışıp kaynaşmanın, o işin içindeyken kat kat kolay olacağını unutmayın. O yüzden iş çevrenizi genişletmek için işsiz kalacağınız günü beklemeyin. Arkadaşlarınız ya da yakınlarınıza, çevrelerinde üst düzey meslektaşlarınız olup olmadığını, varsa onlarla tanışmanızı sağlayacak bir organizasyon yapıp yapamayacaklarını sorun. Tanışacağınız kişiler, işsiz kaldığınızda size yeni firmalar için referans olup hayatınızı kurtarabilirler. Eğer işinizin tehlikeye girdiğini hissederseniz güvendiğiniz arkadaşlarınıza başka bir iş aradığınızı çıtlatabilirsiniz. Hali hazırda çalışan biri olmanın iş görüşmesinde artı puan getireceğini de unutmayın.</p>
<p><strong>30 YAŞINDA BEŞ PARASIZ KALMAK İSTEMİYORSANIZ</strong><br />
Yaşınız 30&#8242;a geldiğinde kendinize ait bir birikiminizin ve basamaklarını planlayarak tırmandığınız bir kariyer grafiğinizin olmaması hoş bir şey değil. Ayrıca unutmayın ki, insanın hayatını gözden geçirdiği ve geleceği için ayağı yere basan hayaller kurmaya başladığı bu yaşlarda hâlâ maddi problemlerle boğuşmak, 22 yaşında olduğundan çok daha rahatsız edici olabilir. Bunalıma girmenizi tabii ki istemiyoruz, korkmayın. Öncelikle rahatlayın. Elbette paranız olmadığı için ölecek haliniz yok ama çözüm geliştirmenin ve hayat kurtarıcı önlemler almanın zamanı geldi de geçiyor bile. Başlangıç olarak bütçenizin büyük bir bölümünü işgal eden evinizle ilgili harcamalarınızı sınırlandırmalısınız. Nasıl mı? Örneğin yalnız yaşıyorsanız kira bedeli ve ev giderlerini anında yarıya indirmek için kendinize kafa dengi bir ev arkadaşı bulabilirsiniz. (Ancak dikkat; çünkü ev arkadaşlığı normal arkadaşlıktan daha zordur. Özellikle de yalnız yaşamaya alışmış kişiler için.) İkinci adım olarak evinizi oturduğunuz semtten daha hesaplı bir semte taşıyabilirsiniz. Bu sadece kira giderinizi düşürmekle kalmayacak, artık bütün ihtiyaçlarınızı daha ucuza karşıladığınızı göreceksiniz. (Kuaförün fön tarifesinden manavdaki domatesin fiyatına kadar her şey daha hesaplı olacak.) İş çıkışı eve giderken taksiye binmek yerine dolmuş, otobüs veya metroyu tercih etmeniz de kısa vadede ekonominizi büyük oranda düzlüğe çıkarabilir. Yürümek de hem ekonomik hem <span style="border-bottom: 3px double #ff0000; font-weight: bold; line-height: 1.7; color: #ff0000;">sağlıklı</span> unutmayın!</p>
<p><em>Özel Ders Verin.</em> İyi bir matematik kafasına sahipseniz ya da Türkçe konusunda başarılıysanız, ortaokul ya da lise öğrencilerine ders vermeyi deneyebilirsiniz. İşe okulların çevresine ders verebileceğiniz konuların ve telefonunuzun yazılı olduğu ilanları asarak başlayabilirsiniz. Bu sayede saatte 50 TL ila 70 TL kazanabilirsiniz.</p>
<p><em>Çocuk Bakın.</em> Ana okullarına, etüd merkezlerine çocuk bakabileceğinize dair notlar bırakın. Arkadaşlarınız aracılığıyla da bakıcı arayan tanıdık birilerine ulaşabilirsiniz. İşte saatte 20 TL ila 30 TL kazanabileceğiniz <span style="border-bottom: 3px double #ff0000; font-weight: bold; line-height: 1.7; color: #ff0000;">keyifli</span> bir iş daha.</p>
<p><em>Giymediğiniz Giysileri Satın.</em> Kullanmadığınız ve kullanmayacağınızı düşündüğünüz kıyafetleriniz, hâlâ eli yüzü düzgün ve kullanılabilecek gibiyse, mutlaka dünyanın bir yerinde bir alıcının dikkatini çekecektir. Bunun için www.ebay.com veya www.gittigidiyor.com gibi alışveriş sitelerini kullanabilirsiniz. Ürünlerinizin fotoğraflarının net ve güzel olmasına özen gösterin.<br />
<em>Part Time İş Bulan Ajanslara Yazılın.</em> Çoğu işyerinin ihtiyacı 09:00-17:00 saatlerinde düzenli çalışan elemanlar olsa da, birçok firmanın hafta sonu ekstra çalışmalar için elemana ihtiyacı olabiliyor. Bu tür şirketlere ulaşmanızı sağlayacak çeşitli ajanslar var. İnternetten bu tür ajanslara ulaşabilir ve başvuru formlarını doldurabilirsiniz.</p>
<p><em>Kermes Düzenleyin.</em> Birlikten kuvvet doğar. Arkadaşlarınızla konuşup kullanmadığınız eşyaları bir araya getirerek bir kermes düzenleyebilirsiniz. Organizasyonunuzun hayal ettiğiniz kadar geniş kapsamlı ve kârlı olması için haftalar öncesinden duyuru yapmaya başlamalısınız. Hem çok eğlenceli hem de size kolayca para kazandıracak bir gün olacağı kesin.</p>
<p><em>Köpek Gezdirin.</em> Köpeği olup dolaştıracak zamanı olmayan ya da tatile giderken minik dostunu nereye bırakacağını bilemeyen kişilere veterinerler veya hayvan satan mağazalar aracılığıyla ulaşabilirsiniz. Köpeklerle yapacağınız yarım saatlik kısa yürüyüşler karşılığında 20 TL, evdeki göz kulak olma hizmetinize karışılık ise 30 TL-40 TL arasında kazanabilirsiniz. </span></p>
<p><span class="haber_haber">cosmopolitan<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2009/06/akilli-kizlar-az-parayla-rahat-yasar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğurmadan Anne Olan Ünlüler</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2009/05/dogurmadan-anne-olan-unluler/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2009/05/dogurmadan-anne-olan-unluler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 May 2009 15:58:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[evlat edinme]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü anneler]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü kadınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=7821</guid>
		<description><![CDATA[Hepsi de çocuklarını en az kendi doğurmuşlar gibi seviyorlar. MÜJDE AR: Ünlü sanatçı şeker hastası olduğu için çocuk doğurması mümkün değildi. Bu nedenle kız kardeşi Mehtap Ar&#8217;ın oğlu Söz&#8217;ü evlat edinerek anneliğin tadına vardı. Yeğenini büyütebilmek için üç sene bir göz odada yaşadığından bahseden Ar, &#8216;Bakıcılara güvenemiyordum ve yetiştirilmesiyle bizzat ilgilenmek istiyordum. Söz&#8217;ü bırakıp dışarı ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/nilufer-kizi-ayse.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7822" title="nilufer-kizi-ayse" src="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/nilufer-kizi-ayse.jpg" alt="nilufer-kizi-ayse" width="180" height="209" /></a>Hepsi de çocuklarını en az kendi doğurmuşlar gibi seviyorlar.</p>
<p><strong>MÜJDE AR:</strong> Ünlü sanatçı şeker hastası olduğu için çocuk doğurması mümkün değildi. Bu nedenle kız kardeşi Mehtap Ar&#8217;ın oğlu Söz&#8217;ü evlat edinerek anneliğin tadına vardı. Yeğenini büyütebilmek için üç sene bir göz odada yaşadığından bahseden Ar, &#8216;Bakıcılara güvenemiyordum ve yetiştirilmesiyle bizzat ilgilenmek istiyordum. Söz&#8217;ü bırakıp dışarı çıkamıyordum.&#8217;</p>
<p><strong>AHMET ÇOCUĞUM GİBİ</strong></p>
<p><strong>YEŞİM SALKIM:</strong> İlk evliliğinden 19 yaşında bir kızı olan Yeşim Salkım bir kez daha çocuk sahibi olmayı çok istediğini ve bunun için de tedavi gördüğünü söylemişti. Katıldığı bir imza gününde ise evlat edindiği Celil Ahmet&#8217;i basın karşısına çıkardı. Ünlü şarkıcı, &#8216;Annesi Ahmet&#8217;e dört aylık hamileyken ölme riski vardı, ben tedavisini üstlendim; şimdi kendi çocuğum gibi&#8217; diye konuştu.</p>
<p><strong>YEĞENİM BANA AİTTİR</strong></p>
<p><strong>AJDA PEKKAN: </strong>Ünlü sanatçı iki kez evlilik yapmış olsa da çocuk sahibi olmadı. Sanatçı bu konuda: “Zorlu bir müzik yaşantısı çocuk sahibi olmamı engelledi. Ne var ki çocukları çok seviyorum. Özellikle yeğenim Zoran benim öz çocuğum gibi. O bana ait” dedi.</p>
<p><strong>ZORLUKLARI AŞTIK</strong></p>
<p><strong>HATİCE ASLAN:</strong> Ünlü oyuncunun Ece adında manevi bir kızı var. Ece, gerçek anne ve babasını 17 Ağustos 1999&#8242;daki Gölcük depreminde kaybetti. Aslan onun için, &#8216;Bana geldiğinde 16 yaşındaydı. Onun üzüntüsü benim de üzüntüm oldu. Her şeyi beraber atlattık&#8217; diyor.</p>
<p><strong>AYŞE NAZLI GERÇEK KIZIM</strong></p>
<p><strong>NİLÜFER:</strong> 2001 yılında henüz dört aylıkken evlat edindiği kızına Ayşe Nazlı adını koyan güzel sanatçı duygularını şu sözlerle dile getirmişti: &#8216;Yıllardır Ayşe diye sesleneceğim bir kız çocuğunu hayal ediyordum. Nihayet kızım kollarımda. Artık o benim en değerli varlığım, küçük meleğim. Kendimi gerçek bir anne gibi hissediyorum. Ona karşı hep dürüst olacağım.</p>
<p>bugün</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2009/05/dogurmadan-anne-olan-unluler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınları Mutlu Eden Küçük Şeyler</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2009/04/kadinlari-mutlu-eden-kucuk-seyler/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2009/04/kadinlari-mutlu-eden-kucuk-seyler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 21:32:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar ne ister]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=6600</guid>
		<description><![CDATA[Biz kadınları mutlu etmenin çok zor olduğu söylenir. Aslında kadınları mutlu etmenin çok küçük yolları vardır: Günlük hayat içinde bir kadını mutlu eden o kadar çok şey var ki&#8230; Bunların arasında yüz maskesi yapmak veya spor yapmaya başlamak gibi kişisel bakımla ilgili örneklerin yanı sıra kariyerinde emin adımlarla yürümek ve tabii ki aşk da var.. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial;"><a href="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/mutlu-kadin.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6601" title="mutlu-kadin" src="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/mutlu-kadin.jpg" alt="mutlu-kadin" width="290" height="304" /></a>Biz kadınları mutlu etmenin çok zor olduğu söylenir. Aslında kadınları mutlu etmenin çok küçük yolları vardır:</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Günlük hayat içinde bir kadını mutlu eden o kadar çok şey var ki&#8230; Bunların arasında yüz maskesi yapmak veya spor yapmaya başlamak gibi kişisel bakımla ilgili örneklerin yanı sıra kariyerinde emin adımlarla yürümek ve tabii ki aşk da var..<br />
1- Anne olmak.<br />
2- Âşık olmak.<br />
3- Bütün bir günü sadece bakıma ayırmak.<br />
4- Alışveriş yapmak.<br />
5- Çok beğendiği elbiseyi, indirimde çok ucuza almak.<br />
6- Doyasıya tatlı ve çikolata yemek.<br />
7- Pazartesi işe gelmeden önce manikür ve pedikür yaptırmak.<br />
8- Aylık kuaför macerasını tamamlamış, yepyeni bir renge ve kesime kavuşmuş olmak. Tüm bunları yaptıktan sonra herkesin &#8220;Çok yakışmış,&#8221; demesi.<br />
9- Cilt bakımı yaptırıp, siyah noktalardan kurtulmak.<br />
10- Masaj yaptırmak, üzerine de bir güzel uyku çekmek.<br />
11- Düzenli olarak yüz ve vücut kremi kullanmak.<br />
12- Selülit kremlerinin işe yaradığını hissetmek.<br />
13- Aldığı duş jelinin, şampuanın, kremin kokusunun güzel çıkması.<br />
14- Banyodan sonra vücuda losyon sürüp mis gibi kokacak zaman bulmak.<br />
15- Aldığı parfümün kalıcı olduğunu anlamak.<br />
16- Uzun bir aradan sonra ağda yaptırmış olmak.<br />
17- Sabah gözleri şiş uyanmamak.<br />
18- Pedikürden yeni çıkmış ayaklarla büyük bir mağazaya gidip, bütün sandaletleri denemek.<br />
19- Güzel bir kese, ardından uzun bir losyon uygulama seansından çıktıktan sonra pırıl pırıl vücuda tiril tiril askılı bir elbise geçirip, geceye açılmak.<br />
20- Banyodan çıktıktan sonra yumuşacık ama gerçekten yumuşacık bir bornoza sarınıp bir fincan çay içmek.<br />
21- Spora başlamak ve en önemlisi devam edip incelmek.<br />
22- O fazla kiloları verdikten sonra ipli bikini almaya çıkmak.<br />
23- Eski, dar pantolonların içine girebilmek.<br />
24- Gece kız kıza çıkıp, içki içmek.<br />
25- Tartıya çıktığı zaman, istediği kiloda olduğunu görmek.<br />
26- Erkekler tarafından anlaşılabilmek.<br />
27- Güvenli bir ilişki kurmak.<br />
28- Dizi izlemek.<br />
29- Sürpriz hediye almak; sevgili ya da eşlerden özel günler dışında da sürpriz hediyeler, hiç değilse bir buket çiçek almak.<br />
30- Sevgilinin ya da eşin yemek yapması.<br />
31- Sabah kalktığında hazır bir kahvaltı sofrasıyla karşılaşmak.<br />
32- İltifat almak.<br />
33- Kariyerinde emin adımlarla ilerlemek, terfi etmek, zam almak.<br />
34- Yoğun bir günün ardından eve giderek huzurlu ve mutlu bir gece geçirmek.<br />
35- Yavru kedi almak, onu sevmek, onunla oynamak.<br />
36- Çiçek yetiştirmek; bahar ve yaz aylarında balkonlardaki sardunyaların, güllerin açması.<br />
37- Makyaj yaparak, yüzünde beğendiği yerlere ortaya çıkarmak.<br />
38- Aldığı rujun veya göz kaleminin etrafa bulaşmaması.<br />
39- Fondötenin ve pudranın bütün gün, ilk sürüldüğü andaki gibi yüzde kalması.<br />
40- Ten rengine uygun allık bulmak.<br />
41- Gece yemeğe çıkmak, ardından dans etmek.<br />
42- Dans ettiği insanın mis gibi, tertemiz koktuğunu fark etmek.<br />
43- Bütün gün evde tembellik yapmak.<br />
44- Yakın arkadaşlarla buluşup kahve sohbeti yapmak.<br />
45- İş çıkışı lezzetli bir kokteyl içmek.<br />
46- Kendisi için sürpriz doğum günü partisi düzenlenmesi.<br />
47- Ev değiştirmek, yeni eve yeni eşyalar almak.<br />
48- Uzun zamandır beklenen tatile çıkmak.<br />
49- Güneşlenmek; güzel bir şekilde bronzlaşmak ve bu rengin uzun süre kalması.<br />
50- Bronz tene ayna karşısında nemlendirici krem sürmek. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><strong>Erkeklere göre kadınlar neler mutlu eder?</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">1- Sürpriz hediye.<br />
2- İltifat.<br />
3- Cinsel doyum.<br />
4- Çocuk sahibi olmak.<br />
5- İlanı aşk.<br />
6- Gün içinde beklemediği anlarda sevgilisi tarafından aranmak.<br />
7- Alışveriş.<br />
8- Güven.<br />
9- Dedikodu.<br />
10- Güçlü görünmek. </span></p>
<p>Sabah Cumartesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2009/04/kadinlari-mutlu-eden-kucuk-seyler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar Dikkat! Yaz Aylarında Cinsel Saldırılar Artıyor</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2009/04/kadinlar-dikkat-yaz-aylarinda-cinsel-saldirilar-artiyor/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2009/04/kadinlar-dikkat-yaz-aylarinda-cinsel-saldirilar-artiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 16:59:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadınella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=6508</guid>
		<description><![CDATA[Yaz aylarında tetikleyici nedenlerin artmasından dolayı cinsel saldırı vakalarında artış görüldüğünü açıklandı Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Çağlar Özdemir, yaz aylarında kız alıp verme, evlenme, kız kaçırma, kız isteme gibi sosyal olaylar ile alkol ve madde kullanımının arttığını, bunların tetiklemesiyle cinsel saldırı vakalarında artış olduğunu söyledi. Yrd. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="spot-line"><a href="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/cinsel-saldiri.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6509" title="cinsel-saldiri" src="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/cinsel-saldiri.jpg" alt="cinsel-saldiri" width="220" height="180" /></a>Yaz aylarında tetikleyici nedenlerin artmasından dolayı cinsel saldırı vakalarında artış görüldüğünü açıklandı</div>
<div class="text">Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Çağlar Özdemir, yaz aylarında kız alıp verme, evlenme, kız kaçırma, kız isteme gibi sosyal olaylar ile alkol ve madde kullanımının arttığını, bunların tetiklemesiyle cinsel saldırı vakalarında artış olduğunu söyledi.</p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Özdemir, fiziksel istismarın çocuğa itaati sağlama, ceza verme gibi amaçlarla, elle veya herhangi bir objeyle vücudun herhangi bir yerinde yara oluşturacak şekilde hasar verme olarak tarif edildiğini belirtti.</p>
<p>Eğitim, terbiye gibi geleneksel nedenlerle çocuğa uygulanan fiziksel şiddetin doz artışı ve tekrarlamasıyla ölüme sebebiyet verebildiğini ifade eden Özdemir, &#8221;Bize gelen vakaların ayrıntılı değerlendirmesi sonucu, geliş hikayelerinden daha farklı travmatik olayları aydınlatma şansına sahip oluyoruz. Dolayısıyla hem travmayı uygulayan kişiler hakkında suç duyurularını gerçekleştiriyoruz hem de sosyal hizmetlere başvurarak çocuğun korunmasını sağlamak adına gerekli girişimleri yapıyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Özdemir, hastanelerinin &#8221;referans hastane&#8221; konumunda olması nedeniyle çevre illerden de çok sayıda &#8221;cinsel saldırı vakası&#8221; geldiğine dikkati çekerek, ayda yaklaşık 10-15 cinsel saldırı vakasıyla ilgilendiklerini kaydetti.</p>
<p>Çevre illerden gecenin geç saatlerinde vakalar geldiğini belirten Özdemir, &#8221;Artık çevre illerin cumhuriyet savcıları da biliyorlar ki Kayseri&#8217;de 24 saat öğretim üyesi düzeyinde cinsel saldırı muayenesi yapılabilir ve gerekli değerlendirmeler şüpheye yer bırakmayacak şekilde delillendirilmek, fotoğraflanmak kaydıyla raporlanabiliyor. Bu anlamda güvenilir bir kurum olma yolundayız&#8221; dedi.</p>
<p>Özdemir, yaz aylarında cinsel saldırı vakalarının arttığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8216;Yaz aylarında kız alıp verme, evlenme, kız kaçırma, kız isteme gibi sosyal olaylar ile alkol ve madde kullanımı artıyor. Bunların da tetiklemesiyle cinsel saldırı vakalarında artış oluyor. Ancak cinsel saldırılar veya çocuğun cinsel istismarı, herhangi bir sosyo-kültürel ya da sosyo-ekonomik düzeyle ilintili olmadan her yaş ve her meslek grubunda, her sosyo-kültürel düzeyde görülebiliyor. Oysa ki özellikle ölüme neden olan travmaları veya fiziksel şiddeti daha çok düşük sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik düzeye sahip ailelerde görüyoruz. Çocuk sayısının fazla olması, üvey anne veya birden çok annenin olması gibi pek çok risk faktörünün etkilemesiyle bu sosyal grupta fiziksel şiddet daha fazla görülüyor.&#8217;</p></div>
<p><!-- başka habere link</p>
<fieldset style="border:1px solid #cccccc; padding-left:10px;">
<legend style="font: 10px Tahoma; color:#005cb3;padding:0px 5px 0px 5px;">LINK</legend>
<div style="font: 10px Verdana; padding:10px;"><a href="#" style="font: 15px Georgia; color:#ff6600; text-decoration: underline;"><b>Konuyla ilgili           başka bir haber</b></a></div>
</fieldset>
<p> başka habere link &#8211;></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2009/04/kadinlar-dikkat-yaz-aylarinda-cinsel-saldirilar-artiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En İyi &#8220;Kadın&#8221; Filmleri</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2009/03/en-iyi-kadin-filmleri/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2009/03/en-iyi-kadin-filmleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2009 15:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=6297</guid>
		<description><![CDATA[Bu yıl 7-14 Mayıs tarihleri arasında 12&#8242;incisi düzenlenecek olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin SİYAD&#8217;a (Sinema Yazarları Derneği) üye kadın sinema yazarları arasında yaptığı soruşturma sonuçlandı. “En Sevdiğiniz Kadın Filmi” konulu bu soruşturmada Jane Campion’ın Piyano (The Piano, 1933) filmiyle Agnes Varda’nın Beşten Yediye Cleo’su (Cléo de 5 à 7, 1962) ilk sırada yer ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/piano.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6298" title="piano" src="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/piano.jpg" alt="piano" width="320" height="483" /></a>Bu yıl 7-14 Mayıs tarihleri arasında 12&#8242;incisi düzenlenecek olan Uçan Süpürge Uluslararası <a href="http://www.kadinella.com/" target="_blank"><strong>Kadın</strong></a> Filmleri Festivali’nin SİYAD&#8217;a (Sinema Yazarları Derneği) üye kadın sinema yazarları arasında yaptığı soruşturma sonuçlandı.</p>
<p>“En Sevdiğiniz Kadın Filmi” konulu bu soruşturmada Jane Campion’ın Piyano (The Piano, 1933) filmiyle Agnes Varda’nın Beşten Yediye Cleo’su (Cléo de 5 à 7, 1962) ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Soruşturmada Türkiye sinemasından Atıf Yılmaz, Adı Vasfiye (1985) ve Ah Belinda (1986) filmleriyle ilk sıralarda yer aldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2009/03/en-iyi-kadin-filmleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kampüste Taciz</title>
		<link>http://www.kadinella.com/2009/03/kampuste-taciz/</link>
		<comments>http://www.kadinella.com/2009/03/kampuste-taciz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2009 23:17:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gozdella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[kampüs]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinella.com/?p=5610</guid>
		<description><![CDATA[Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serpil Aytaç, üniversitede 591 kız öğrenci arasında yaptıkları araştırmada, öğrencilerin yüzde 86.9&#8242;unun kampüs içinde cinsel tacize uğradıklarını belirttiklerini kaydetti. Sakarya Üniversitesinde düzenlenen “Uluslararası Disiplinlerarası Kadın Çalışmaları Kongresi”ne “Üniversitede Kız Öğrencilere Yönelik Taciz Üzerine Bir Araştırma” başlıklı bildiri sunan Aytaç, üniversitede kız öğrencilerin maruz kaldıkları cinsel tacizleri ortaya çıkartmayı amaçladıklarını ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/taciz.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-5611" title="taciz" src="http://www.kadinella.com/wp-content/uploads/taciz.jpg" alt="taciz" width="200" height="200" /></a>Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serpil Aytaç, üniversitede 591 kız öğrenci arasında yaptıkları araştırmada, öğrencilerin yüzde 86.9&#8242;unun kampüs içinde cinsel tacize uğradıklarını belirttiklerini kaydetti.</strong><br />
Sakarya Üniversitesinde düzenlenen “Uluslararası Disiplinlerarası Kadın Çalışmaları Kongresi”ne “Üniversitede Kız Öğrencilere Yönelik Taciz Üzerine Bir<br />
Araştırma” başlıklı bildiri sunan Aytaç, üniversitede kız öğrencilerin maruz kaldıkları cinsel tacizleri ortaya çıkartmayı amaçladıklarını kaydetti.<br />
Araştırmanın Türkiye&#8217;de, kampüste kız öğrencilerin uğradığı cinsel tacizle ilgili yapılmış ilk araştırma olduğunu ifade eden Aytaç, “araştırma sonuçları bizi pek şaşırtmadı. Beklediğimiz sonuçları aldık” dedi.</p>
<p>Aytaç, cinsel tacizin, karşı cins tarafından yapılan her türlü istenmeyen, rahatsızlık verici ve devamlılık arz eden cinsel tutum ve davranışları ifade ettiğini belirterek, “bunun kapsamına sözlü, görsel, dokunma, psikolojik cinsel taciz de giriyor. Cinsel taciz sadece karşıdaki insana istemediği halde dokunmak değildir. Diğer başlıklar da cinsel tacize giriyor. Ve bu tür davranışlar özellikle kızlarda çok ağır yaralar bırakıyor” diye konuştu.</p>
<p>Araştırmayı üniversitenin etik kurulundan izin alarak iktisadi ve idari bilimler fakültesinde okuyan öğrenciler arasında 15 soruluk bir anketle gerçekleştirdiklerini dile getiren Aytaç, şu verilere ulaştıklarını kaydetti:<br />
“591 kız öğrenci arasında bir araştırma yaptık. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 86,9&#8242;u cinsel tacize uğradıklarını, 13,1&#8242;i de cinsel tacize maruz kalmadıklarını belirttiler. Kampüs içinde kız öğrencilerin yüzde 23,9&#8242;unun sözlü, yüzde 7,3&#8242;ünün fiziksel, yüzde 5,3&#8242;ünün psikolojik, yüzde 12,6&#8242;sinin<br />
görsel, yüzde 21,4&#8242;ünün hepsine birden ve yüzde 29,5&#8242;inin ise en az 2 farklı şekilde tacize uğradıklarını belirtti. Öğrencilerin yüzde 15,3&#8242;ünün kampüs içindeki herhangi bir öğrenciden, yüzde 3.6&#8242;sının yakın arkadaşından, yüzde 54,3&#8242;ünün kampüste çalışanlardan, şoför, jandarma, memur ve kampüse gelip giden vatandaşlardan, yüzde 2,3&#8242;ünün kendi hocasından ve 24,6&#8242;sının ise, hepsinden cinsel tacize uğradıkları anlaşıldı.”</p>
<p><strong>“EVİME GEL DERS ÇALIŞTIRAYIM”</strong></p>
<p>Öğrencilerin yüzde 22,8&#8242;si sınıf, yemekhanede, otobüste ve yurtta cinsel tacize uğradıklarını söylediklerini kaydeden Aytaç, şunları söyledi:<br />
“Kampüs içinde açık alanda tacize uğrayan öğrenci oranı yüzde 35,7 ve kampüs içinde her yerde tacize uğraşan öğrenci oranı ise 41,5&#8242;dir. Kızların yüzde 5,6&#8242;sı kadınlardan, yüzde 91,9&#8242;u erkeklerden, yüzde 2,4&#8242;i ise her iki cinsten tacize uğramışlar. Araştırmada öğretim üyelerinin öğrencilere cinsel tacizde bulunduğunu tespit ettik. Öğrenciler sınıf geçememe korkusuyla bu tacizi söylemiyorlar. &#8216;Neden şikayet etmediniz&#8217; dediğimizde &#8216;mezun olma şansım yok&#8217; diyor. &#8216;Evime gel ders çalıştırayım&#8217; demek de bir cinsel taciz, ama hocalar &#8216;artniyetli demedik&#8217; deyip kurtuluyorlar.”<br />
Aytaç, öğrencilerin yüzde 13,6&#8242;sı tacizden etkilenmediklerini, yüzde 54,5&#8242;i bu olayın kendisini sürekli tedirgin hissettirdiğini, yüzde 4,5&#8242;i kendine olan güveninin kaybolduğunu, yüzde 5,6&#8242;sı performansının düştüğünü, yüzde 21,8&#8242;i de karşı cinse olan güveninin kaybolduğunu, sinirlendiğini ve çaresizlik hissettiğini belirtti.</p>
<p><strong>“CİNSEL TACİZİ SÖYLEYEBİLECEKLERİ BİR BİRİM OLUŞTURULMALI”</strong></p>
<p>Kişilerin sözlü tacizden etkilenmediğini, fiziksel taciz karşısında panik ve korku yaşadığını, psikolojik tacizin motivasyon kaybına yol açtığını, ve görsel tacizin panik duygusu uyandırdığını bildiren Aytaç, şunları kaydetti:<br />
“Batı toplumlarında üniversitelerde cinsel taciz ağır bir suçtur ve kadına yapılan cinsiyete dayalı ayrımcılık olarak değerlendirilmektedir. Ayrımcılık ise Fransız İhtilali&#8217;nden, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi&#8217;ne, her toplumun üzerinde ısrarla durduğu önemli bir konudur. Öğrencilerin kampüs içinde uğradıkları cinsel tacizi söyleyebilecekleri bir birim oluşturulmalı. Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde bu var. Şikayetçinin kimliğinin ortaya çıkarmadan şikayet mekanizması işletilmeli. Cezanın caydırıcı olması için yasal tedbirlerin alınması halinde kampüs içinde kız öğrencilerin uğradıkları cinsel taciz azalacaktır.”<br />
Prof. Dr. Aytaç, erkeklerin de cinsel tacize uğradıklarını belirterek, aynı anketi erkek öğrenciler üzerinde uygulamaya başladıklarını sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinella.com/2009/03/kampuste-taciz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

